Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 27-11-2009
Etiketler:ısıtıcım, kendimle, kış, kış kokusu, kokular, mayışmak, paçalar, Türk film, türk filmi, yağmur
Kışı seviyorum!
Üşümeye alışkınım.
Bir kere işin gücün olur. Sabah erken kalkmak zorunda olursun genelde. Kalktığında da karanlıktır hava. Çalan cep telefonuna bakar, saatin doğru olup olmadığını kontrol eder, uyanmak istemezsin. Hatta 10 dakika ertelersin saatini. Ne olacaksa 10 dakikadan!
Yatak sıcacık, odanın içi buz gibidir. Kaloriferler hala yanmamıştır. Sabahlığımı giymezsem üşürüm ben. Gerçi üşümeye alışkınım…
Güç bela hazırlanıp, dışarı çıktığında anca kendine gelmiştir kafan. Bir koklarsın havayı, ohh, ısınma kokusu geliyor bacalardan. Nasıl da güzel kokuyor. Geç kalma telaşıyla koşarsın durağa kadar, nefes nefese sıraya girersin otobüse binmek üzere. Birçok başka kişi gibi… Tıklım tıkış otobüste ineceğin yere gidene kadar sabır lazım. Bu arada birçok insan, birçok nefes demek. Sıcaklık demek. Otobüsten inersen gene üşürsün. Olsun ben üşümeye alışkınım.

Ben okula ulaşmak için, bir de metroya binmeliyim. Sabahları metro çok kalabalık olur. Beş- altı durak boyunca sadece yerin altından gitmesine rağmen herkes dışarı bakar. Karanlığa! Hiç kimsenin ruhen metroda bulunduğuna inanamıyorum bu nedenle. Metro kişisel mahkeme alanı gibi bir yer bence! Her neyse, karanlığa bakarken neler düşünürsün kim bilir? Hayal kurmak güzeldir. Kışın daha çok metroya binilir, daha çok kişisel mahkeme kurulur, daha çok hayal kurulur. Kış güzeldir.
Hava yoğun olur böyle. Dolu dolu. Herkesin yükünü almış gibi. Burnunun ucu donarken, içini ferahlattığı için sevinirsin. Sanki bulutlar daha yakın, sanki hava daha ıslak. Aa, yağmur mu yağıyor ne? Ne güzel.
Yalnızca birkaç saat aydınlık. Ardından akşamüstü 5 çayını karanlıkta içmek. Alacakaranlık da olabilir.
Çok huzur verici eve erkenden dönmek. Dönüş yolunda kestane kokuları… Yollar kestaneci dolu, bir de atkıcı. Yağmurun başlamasıyla da şemsiyeci! Mmm ne güzel kokuyor bu hava…
Gün boyunca sanki görevlerini yerine getirmiş gibi bir an önce eve dönme arzusu. Hafta sonlarının boş olmasının getirdiği mutluluk, huzur, planlama kabiliyeti ve planlanan hiçbir şey…
Sadece dinlenmek istemek, belki kitap okumak, belki yağmur yağarken battaniyeni alıp bir Türk filmi izlemek. Mayışık kediler gibi o koltuktan bu koltuğa savrulmak…
Evet, kışı seviyorum! Mayışmayı seviyorum, görevlerimi yapmayı seviyorum, yağmur yağarken yollarda şemsiyecilerin olmasına bayılıyorum. Kestanecilerin bozuk kestane satması bile o kokuya değer. Ya kömür kokularına ne demeli? Paçaların ıslanması ne kadar da zevkli. Herkes ne güzel kendi kabuğunda. Üşümeye de zaten alışkınım.
Kışın kendimleyim. Sadece ben. Sabah kalkıyorum, yolda kendimleyim, otururken kendimleyim, yatarken kendimleyim. İşte bunu seviyorum.
Üşüyorum, orası ayrı. Kansız olmak kolay değil.
Oysa ben ısınmak istiyorum.
Eldiven modelleri seçmek, atkı desenleri beğenmek bu nedenle çok eğlenceli. Akşamları en büyük zevkim mi? Isıtıcımı fişe takmak.
Yoksa donarım ki .;)

