Paçaların Islanması Ne Kadar Da Zevkli

4

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 27-11-2009

Etiketler:, , , , , , , , ,

Kışı seviyorum!

Üşümeye alışkınım.

Bir kere işin gücün olur. Sabah erken kalkmak zorunda olursun genelde. Kalktığında da karanlıktır hava. Çalan cep telefonuna bakar, saatin doğru olup olmadığını kontrol eder, uyanmak istemezsin. Hatta 10 dakika ertelersin saatini. Ne olacaksa 10 dakikadan!

Yatak sıcacık, odanın içi buz gibidir. Kaloriferler hala yanmamıştır. Sabahlığımı giymezsem üşürüm ben. Gerçi üşümeye alışkınım…

Güç bela hazırlanıp, dışarı çıktığında anca kendine gelmiştir kafan. Bir koklarsın havayı, ohh, ısınma kokusu geliyor bacalardan. Nasıl da güzel kokuyor. Geç kalma telaşıyla koşarsın durağa kadar, nefes nefese sıraya girersin otobüse binmek üzere. Birçok başka kişi gibi… Tıklım tıkış otobüste ineceğin yere gidene kadar sabır lazım. Bu arada birçok insan, birçok nefes demek. Sıcaklık demek. Otobüsten inersen gene üşürsün. Olsun ben üşümeye alışkınım.

forum ailece 001

Ben okula ulaşmak için, bir de metroya binmeliyim. Sabahları metro çok kalabalık olur. Beş- altı durak boyunca sadece yerin altından gitmesine rağmen herkes dışarı bakar. Karanlığa! Hiç kimsenin ruhen metroda bulunduğuna inanamıyorum bu nedenle. Metro kişisel mahkeme alanı gibi bir yer bence! Her neyse, karanlığa bakarken neler düşünürsün kim bilir? Hayal kurmak güzeldir. Kışın daha çok metroya binilir, daha çok kişisel mahkeme kurulur, daha çok hayal kurulur. Kış güzeldir.

Hava yoğun olur böyle. Dolu dolu. Herkesin yükünü almış gibi. Burnunun ucu donarken, içini ferahlattığı için sevinirsin. Sanki bulutlar daha yakın, sanki hava daha ıslak. Aa, yağmur mu yağıyor ne? Ne güzel.

Yalnızca birkaç saat aydınlık. Ardından akşamüstü 5 çayını karanlıkta içmek. Alacakaranlık da olabilir. :) Çok huzur verici eve erkenden dönmek. Dönüş yolunda kestane kokuları… Yollar kestaneci dolu, bir de atkıcı. Yağmurun başlamasıyla da şemsiyeci! Mmm ne güzel kokuyor bu hava…

Gün boyunca sanki görevlerini yerine getirmiş gibi bir an önce eve dönme arzusu. Hafta sonlarının boş olmasının getirdiği mutluluk, huzur, planlama kabiliyeti ve planlanan hiçbir şey… :) Sadece dinlenmek istemek, belki kitap okumak, belki yağmur yağarken battaniyeni alıp bir Türk filmi izlemek. Mayışık kediler gibi o koltuktan bu koltuğa savrulmak…

Evet, kışı seviyorum! Mayışmayı seviyorum, görevlerimi yapmayı seviyorum, yağmur yağarken yollarda şemsiyecilerin olmasına bayılıyorum. Kestanecilerin bozuk kestane satması bile o kokuya değer. Ya kömür kokularına ne demeli? Paçaların ıslanması ne kadar da zevkli. Herkes ne güzel kendi kabuğunda. Üşümeye de zaten alışkınım.

Kışın kendimleyim. Sadece ben. Sabah kalkıyorum, yolda kendimleyim, otururken kendimleyim, yatarken kendimleyim. İşte bunu seviyorum.

Üşüyorum, orası ayrı. Kansız olmak kolay değil. :) Oysa ben ısınmak istiyorum.

Eldiven modelleri seçmek, atkı desenleri beğenmek bu nedenle çok eğlenceli. Akşamları en büyük zevkim mi? Isıtıcımı fişe takmak.

Yoksa donarım ki .;)

Esas Oğlan- Esas Kız – Esas Mesele

2

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 07-07-2009

Etiketler:, , , ,

Eski Türk filmlerine bayılırım. Siyah beyaz olanlarına da, sonraki renkli kuşağa da.
Bir saniye, ben az önce siyahla beyazı renkten saymadım mı?

Kırmızı kadar,mavi kadar,yeşil kadar,turkuaz kadar… renktir siyahla beyaz da. Tamam, ağacın yeşil olmasına, kalbin kırmızı olmasına alışkınsın da, etrafında az görüyorsun diye, siyahla beyazı renkten saymamak da nereden çıkmış? Örnek ver desem, martının rengi dersin beyaza, martının gagası dersin siyaha. Hatta hangi hayvan olmak isterdin sorusuna da, “Martı” diye cevap vermiş olabilirsin çoğu kez. Bu cevabı verirken, beyazın çok kir tuttuğunu düşünmediğine eminim.

Hayatın ilerlerken, yaşının en az- en çok skalası içinde değiştiğine bir bak.
Beyazla siyah, en az ile en çoktur. En az ile en çok zıt değildir !
Siyahla beyaz, en çok ile en azdır. En çok ile en az zıt değildir!

Beyazdan başladın, siyaha doğru gidiyorsun. Şu an hangi renksin, biliyor musun? Peki hangi renk hissediyorsun? Renkler birbirine uymuş mu? Zıt diye bir şey var mı dünyada?

Siyahla beyaz öyle uyumludurlar ve aralarında öyle bir aşk vardır ki hayret edersin. Bir kere siyahın üstünde en güzel beyaz, beyazın üstünde en güzel siyah görünür. Birbirlerini bu kadar tamamlayan bir ikili daha yoktur. Yan yana gelmeleri, karşılıklı duruşları muhteşemdir. Siyahla beyaz hayattaki esas oğlanla, esas kızdır. Eski Türk filmleri bu yüzden mi siyah beyazdı?

Gözünü kapasan, beyninle bağlantını mümkün olan en az seviyeye, beyaza yaklaştırsan, hiçbir şey düşünmemeye çalışsan, işte öyle bir derinlikte bulunsan da baksan arada hayata keşke. Bir baksan hangi rengi hakkıyla yaşamamışsın ve üstünde ne var şu an?

Bi düşünsene beyaza haksızlık ettin mi daha önce? Örnekse kirlenir diye giymedin mi? Ya da siyahla aran nasıldı hatırlamaya çalış! Çoğu kez içini mi kararttı senin? Zıtlıklar dünyasında yaşıyorum deyip durdun da, en büyük uyumları kaçırdın mı yoksa?

Esas oğlan, esas kız… Olayın esası nerede başlıyordu? Bir şekilde gelişiyordu da,kopamıyordu. Herkes yüreği ağzında bir sonraki sahneyi beklerken, herkes siyahla beyazı zıt zannederken, siyah gecede beyaz yıldızlar parlarken,beyaz perdede siyah insanlar yürürken, işte böyle bir anda , görmüyor muydun uyumu? “Son” yazmadan önce, ama bir seferinde bile istisna olmadan, siyah beyazı öpmedi mi? Beyaz siyaha sarılmadı mı?

Siyahla beyaz, renk sıfatını en çok hak edenlerdir. Tüm dalga boylarını bir anda görürsen, beynin “Bu beyaz!” der, hiçbirini görmezsen, bu siyahtır. En azla en çok arasındaki ayrımdır bu. Zıt değil, uyumdur. Siyah bir uyum ;)

Siyahla beyaza haksızlık etmeyin, yazık olur !

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com