Dünyadaki Birkaç Kişi & Geri Kalan Kişiler

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 25-11-2009

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Bazen ne diyeceğini bilemezsin. Olabilir.

Nasıl davranacağını kestiremezsin. Bu da olabilir.

Ne düşünmen gerektiğini bilemezsin. Çok başıma gelmiştir. Olabilir.

Hayatta her şey olabilir. Hem de her şey. Peki niye “olamaz” diye bir kelime var onu bilmiyorum. Anlamı olmayan bir kelimeyi neden kullanıyoruz ki?

Olamaz demek, cesaret ister. Olmamalı dersin, olmasını istemiyorum dersin, olmadı dersin, ama hiçbir şeyin gerçekleşme ihtimalinin olmamasını kabullenemem, olamaz böyle bir şey! Aa, ben de kullanmışım şimdi. Olamaz, nasıl yaparım böyle bir şeyi? Aa, hala da devam ediyormuşum. Vah vah…

Benim uydurduğum formüller var, paylaşayım da üzerinden anlatayım, daha iyi olacak:

  • Dünyadaki bahane sayısı ~= Dünyadaki her bir kişi * 1.000.000
  • Dünyadaki gerçek söz sayısı~= Dünyadaki birkaç kişinin her biri*1 + Geri kalan kişilerin her biri*(0-0,2)

6 milyar insanın yaşadığı şu koca kürede, sadece birkaç kişinin söylediği sözler tamamen doğruyu yansıtır gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu kadar çok canlı bahane yaşarken aramızda, bulutlarla birlikte yalan sözler, gerçekten uzak yaklaşımlar, ya da bir kısmı gerçek ama çoğunlukla hayal ürünü olan ifadeler oradan oraya uçarken, pekala “olamaz” da deriz,”yapamaz” da deriz. Bütün ihtimalleri siler atarız. Bütün ihtimaller karşındakinin bir sözüne bağlı olunca böyle.

Bu noktada kişilikler devreye giriyor. Kişilikten kastım, somut beynin ürettiği soyut düşünceler ve somut kalbin ürettiği soyut duygular ! Somut-soyut tanımını daha ilkokulda öğrenmiştik. E uymuyor ! Olmuyor! Somut bir şey var elimizde, bir şeyler üretiyor, göremiyoruz, tutamıyoruz, ama var! Enerji bu olsa gerek. ;)

Enerjisi kuvvetli olan, -yani düşünmüş taşınmış kalbine sormuş ikisi bir karar almışlar- gayet güzel durabiliyor hayatta. Öte yandan, dengesizler var ki- ya sadece beyni bir şey demiş, ya sadece kalbi- her şey bir söze bağlı. Konuştuğunuz kişiye bağlı. Bunu konuştuğun kişinin enerjisi diye düzeltirsem daha doğru olacak.

Karşınızdaki dünyadaki birkaç kişiden biriyse, çok şanslısınız; yok değilse ve dengesiz bir enerjiye sahipseniz , hiçbir zaman da dengeli bir enerjiye sahip olamayacağınızı garanti edebilirim. Kalbinize uysanız, düşünceleriniz sığ kalır; düşüncelere uysanız kalbiniz paslanır. Bence en iyisi, kendi enerjinizi kendiniz oluşturun, öyle kuvvetli olsun ki karşı taraf düşünsün.

Ama yine de, dünyadaki birkaç kişiden biriyle karşılaşmanız dileğiyle bitirebilirim . ;)

Kalp Beyin Açmazı

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar, Kızdıklarım, Yazmak | Posted on 02-10-2009

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yazıp da, yazdığımı sildikten sonra çok pişman oluyorum. Yine öyle bir şey oldu ! Sildim…

Ondan sonra, cümleyi yine öyle güzel kurabilecek miyim tasası başlıyor. Aynı şey beynimde düğümleniyor, sorun orada, onu yazmalıyım, fark ediyorum. Fark ettiğim bir şey daha var. Düşünceler beynimizde cümleler halinde durmuyorlar. Bir şekilde hisler, bir şekilde hissetme.

Bir şey söyleyeceğim mesela, bunu bin bir değişik şekilde söyleyebilirim. Her defasında başka bir kelime kullanırım, belki cümlenin ortasında bir yere koyarım,belki sadece ünlem koyarım.Hangi biçimde söyleyeceğime de kalbim karar veriyor. O anki his durumuma bağlı olarak… Kalbin beyne hükmedebileceğini yeni mi duydunuz yoksa ??

Aslında bir dakika, doğru olan bu değil mi? Kalbine söz hakkı vermekten kaçınan biri olarak, niye beyni bu kadar havalara uçurduğumuzu anlayamıyorum. Kendisi böbürlenmişin tekidir! Her dediğinin olacağını bildiğinden, bastırır durur. Gurur kaynağıdır, inatçıdır.

…ve kalp her zaman masumdur. Hoş görülüdür. Bir gün değerinin anlaşılacağını bilir. Sadece sabreder, bekler. Beklemekten sıkılan beyindir. Çareler arayan beyin, çareler bulan kalptir.

Benim gibi, yaptığınız her şeyden emin olmak istiyorsanız (kendinizi rahatlatmak adına), illa bir huzur duygusu, bir içe sinmişlik bekliyorsanız, neye daha çok önem vermeniz gerekiyor? Her doğru karar içimize siner mi? İçimize sinen şeyi yapıyorsak, ve o anda da yanlış bir şeyi istiyorsa kalbimiz ? Her yanlış, herkes için yanlış mıdır?

Bu aralar çok soru sormaya başladım. Bu iyiye mi, kötüye mi gidiş? Bilmiyorum. Diyeceklerime karar verememden kaynaklanıyor bu. Daha kendim karar vermemişken, savunmak hoş olmazdı. Yazının başında beyni savunurken, ortalarda kalbin yanına geçiverdim. Kararsızlığım oradan da belli oluyor mu?

Neden kararsız olduğumu çözmeye çalışıyorum bu defa. Üzülmekten korkuyorum, pişmanlıktan tiksiniyorum. Mavi küpe mi beyaz küpe mi gibi oldukça basit bir denklemi bile çözemiyorken, bulunduğum anla, geçmişi özdeşleştirip; üstüne bir de gelecekle ilgili doğru kararlar almamı bekleyen var mı hala? :)

Son paragrafı da yazdıktan sonra fark ettim ki, beynim sadece bir kargaşa elemanı. Doğru şeyler yapıyorsam eğer hayatımla ilgili, bunu kalbim sağlıyor. Milyonlarca soruyu dinliyor ama yalnızca bir tanesini ileri sürüyor, hem de sebepsiz. İşte bu yüzden kalp güvensiz ! Bu yüzden kimse kalbe referans vermiyor.

Doğrusu ben de vermiyorum. Ben kalbimi ezmişim, beynimi de bilmem kaç fitte uçuruyorum. Her defasında kalbimin dediğini yapmama rağmen, illa bir beyin onayı istiyorum.Onun düşüncelerine önem veriyorum. Sorular, sorular, sorular… Onay vermezse beynim, olay orada kopuyor. Kalbim mi? Beynim mi? Bu büyük ikilemde, yalnız başına durabilir miyim?

O an,  kendimi şöyle hissediyorum:

kalp beyin ikilemi

Özetle, ve resimden hiçbir şey anlamayanlar için ( :) ), bir dağ ikiye ayrılıyor, ramak kalıyor ve ben hala karar veremiyorum, gibi hissediyorum. Bunu bilmeme rağmen, hala günde yola harcadığım 2 saatimi, beynimin ıvır zıvırlarıyla dolduruyorum.

Metronun camından bakarken, hiçbir şey görmemem bundan! Kaç durak gittiğimi bilmemem, Renkli –Çeşme-Nokta duraklarını her seferinde karıştırıp hiçbir seferinde öğrenemem bundan ! Garip, kararsız, pişman sorulardan… Hepsi beynimin suçu ! Kalbimi seviyorum :)

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com