Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 18-03-2011
Garip düşünceler edinmeye başladım sanırım. Bunları listelesem nasıl olur diye merak ettim. Bakalım neler çıkacak?
- Okula gidiş dönüşlerimde metroyu kullanıyorum. Belki bilirsiniz metronun Üçyol çıkışı baya derinde… İki dimdik yürüyen merdivenle yukarı çıkılıyor. Bu merdivenleri nasıl tarif etsem bilemedim şimdi. Bununla ilgili bir görsel de bulamadım. Her neyse, yere dik olduğunu söylemiştim 60-70 derecelik bir eğimi olduğunu düşünüyorum. Peki uzunca bir süredir, bu merdivenlere çıkınca, niye yer yüzüne kaç derece açıyla durduğumu düşünmekten kendimi alamıyorum ?
Artık kendimi aştım son günlerde. “Yer yüzüne kaç derece açıyla duruyorum”u geçtim, evrende kendimi konumlandırmaya falan başladım. Güneşe doğru bir eğim belirledim kafamda falan. Hoş değil bunlar tabi.
- İkinci takıntım biraz boğazla alakalı.
Hayatımda toplam kaç kg çikolata yediğimi, bu yediğim çikolataların odamı doldurup dolduramayacağını, toplam kaç litre süt içtiğimi merak eder oldum. Bu düşünceleri somut şeylerle kıyaslamak da oldukça zevkli! Bir havuz kadar su içtim mi? Yoksa bir kamyon elma yedim mi?
- Gelelim bir diğer konuya. Bütün gün sessiz dursam da, içimde cır cır konuşan bir kızın varlığından bahsetmiştim sıklıkla. Peki bunların hepsini kaydedebilseydim acaba kaç kitap olurdu. Toplam kaç satır olurdu?
- Dördüncü düşüncemi biraz açmak istiyorum. Hayatın seçimlerden ibaret olduğunu düşünürüm. Seçimlerin de vazgeçişlerden ibaret olduğunu. Ve her vazgeçtiğim şeyden ötürü da hayatımın bir sokağa saptığını hayal ederim. İşte tam da bu noktada, acaba şu anda neredeyim? Çevremde kimler var? Onlarla tanışıyor muyum? Onlarla tanışacak mıyım? Ben iyi miyim?
- Bu sefer yine garip, saçma ve komik bir durumla karşınızdayım. Nedense dünyadaki toplam şeylerin “nötr” olduğunu düşünürüm. Ve bundan hareketle, dünyadaki birisinin kötülük yapması sonucu, başka kimselerin iyilik yapacağını ve yükün dengeleneceğini zannederim. Ya da bir iyilik, bir kötülüğe yol açacaktır. Bunu somut olarak görmeniz mümkün olmayabilir, ama bu olacaktır. Aynı şekilde birilerinin güldüğü ölçüde birilerinin ağlayacağını, birilerinin çabaladığı sürece birilerinin de tembellik edeceği aşikar! İşte sırf bu nedenlerden ötürü dünyamız yavaş yavaş, hatta deyim yerindeyse ite kaka gelişiyor bence. Çünkü birileri yapıyor, birileri de bozuyor. Şu anda “Nötr Gül Teorisi”ni ortaya atmış durumdayım.
- Bu maddede 5. Maddeden alıntılar bulacaksınız. O maddede özetle “kader” denilen şeyin varlığından bahsetmiş oldum. Ve bunu da bizim yönlendirdiğimizden… Her neyse, hayvanların veya cansız maddelerin de bir kaderi olduğunu düşünürüm. Onların kaderi de, hayatları boyunca karşılaştıkları insanlar tarafından çiziliyorlar bence. Biraz daha somutlaştırmak adına şöyle bir örnek verebilirim. Belki şu an Hotiç’in depolarından birinde bir ayakkabı bekliyor beni
, belki şu anda birkaç işçi benim iki ay sonra satın alacağım kotun kesimiyle, dikimiyle uğraşıyorlar… Sonuçta dünya üzerinde birileri benim için çalışıyor ve o eşyaların kaderini belirliyorlar!
- Yedinci madde sınavla alakalı! Hayatın sınavıyla… Bence hayat belli konularda bizi sınıyor ve o konuda yeterlilik derecesi vermeden peşimizi bırakmıyor. Örneğin dürüst olmayan bir kişi, dürüstlük sınavını verene kadar hayatında pek çok kez sınava giriyor. Üstelik o sınavı vermeden başka sınavlara girme gibi bir lüksü olmuyor.
Şimdilik aklıma gelenler bunlardan ibaret. Ama bunlar gibi 100 düşüncem daha olduğuna eminim.
Her madde için ayrı yazılar yazmayı planlıyorum.
Ve bu yazıdan itibaren yeni bir uygulama başlatıyorum. Kendime not verme uygulaması!
Ruh halime, 10 üzerinden 5 verdim bugün. Diğer günlere endekslemesi kolay olsun diye.
Bir ay sonra nasıl bir grafik çıkacağını merak ediyor ve çok şahane bir parçayla elveda diyorum!






