Hayat Yamuk Yapana Kadar – Ki Umarım Yapmaz :)

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 27-09-2011

En son 07 / 07 ‘de yazı yazmış olmam benim için bir rekordur, zira hiç bu kadar dayanabilmişliğim olmamıştı.

Hayat hep doluydu, düşünceler hep vardı. Sadece beynimin RAM’i biraz düşük olduğundan hem yeni hayatıma alışmak, hem de yazı yazıp bunu yayınlamak biraz güçtü. Ben de task manager’imi açıp birkaç processi sonlandırdıktan sonra biraz rahatladım ve işte yazabiliyorum.

Sonlandırdığım prosesler arasında, yeni eve yerleşme sendromu, yeni şehre yerleşme sendromu, ilk defa HAVAŞ’a binme sendromu, ilk defa uçaktan inince karşılayacak kimsenin olmaması sendromu, ilk defa kendi evine alışveriş yapma sendromu, ilk kez sadece kendime yemek pişirme sendromu, ilk kez yalnız kalma sendromu gibi sendromlar bulunuyor.

E haliyle üniversiteyi de ailemin yanında okuyunca tüm bunlara uzak kalmıştım. Sendrom gibi görünenlerin hepsi de bir eksiklikmiş bunu anladım. Şimdi kendime güvenim daha da arttı valla. Oley. :D

Tüm bunları yaşarken de, dünya üzerinde nasıl mükemmel bir düzen içinde yaşadığımızı fark ettim. Evet, şu ana kadar tam tersini savunan ben, dünya berbat ona uyma diyen ben, aslında her şeyin planlanmış ve tıkır tıkır işlediğini anladım. Meğer her şeyin bir sebebi varmış.

Tabi ki hayatla gene de anlaşamıyoruz. Ama sanırım artık daha değişik bir bakış açım var. Neden, niye sorularını biraz azalttım. Çünkü anladım ki, yıllar boyu bu soruları sorarak beynimi kemirmekten başka bir şey yapmamışım. İş işten geçtikten sonra zaten bir şekilde nedenini, niçinini anlamışım. E bu acele niye o zaman?

Yine kendimle çelişeceğim ama acele etmemiz lazım. Hayat kısa, yapılacak çok şey var. Az zamanda çok büyük işler başarmamız lazım yani. :) Tüm bunları niye söyledim: İnsanların üstündeki bu bezginlik, artık bir şey yapmak istememe hali beni DELİRTİYORR! Bilmiyorum ki nasıl tetiklemek lazım onları?!

Aklımdaki her konuya kısa kısa değindikten sonra efendim, nacizane bir tavsiyem olacak. Yarını düşünmeden, sadece kendi kişiliğim çerçevesinde -yani mesela doğru söylerek, doğru bildiğimi yaparak- geçirdiğim 23 yıllık bir sabır süreci bana inanılmaz bir yol açarak geri döndü. Hayal bile edemediğim bir sürü şey ardı ardına gelmeye başladı. Evet şaşkınlıkla izliyorum! Kötü şeyler hayatta her zaman var, ama iyi şans devresine geçtiğimi hissediyorum ve mutlu oluyorum!! Paragrafın başındaki tavsiyeye dönersem, n’olur siz de yarını düşünmeyin, doğru bildiğinizi yapın ve sabredin.

Baktım hayat yamuk yapmaya başladı :D , ben de tavsiyemi değiştirirm o zaman, şimdiden haber vereyim. Hayat yamuk yapana kadar ben böyleyim.

Soru ve görüşleriniz için ben burdayım efendim. Beklerim. ;)

 

Teşhis : Beyin Yapıştırıcısı Eksikliği

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 07-07-2011

 

Yazıp yazıp siliyorum. Her cümle bir başka konudan fırlıyor. Her konu başlı başına bir roman olabilecek nitelikte. Galiba beynimin yapıştırıcısı bitti.

Hani insan bazı şeyleri kaybedince değerini anlarmış ya, ben de şimdi anladım…

Kafamdaki bölük pörçük onlarca şeyi birleştirmem lazım ki bir terazide tartabileyim hepsini. Hangisinden eksikse oraya doldurayım biraz. Eğlence mi, dinlenme mi, çalışma mı nedir? Bunların dozları nelerdir? Hangisinden kaç doz eksiğim var?

İnsan kendisinin doktoru olmalıdır. Öyle değil mi. :)

Sonuç olarak teşhisim, beynimin yapıştırıcısının bittiğidir! Ve bunu nereden temin edeceğimi bilmiyorum. :) Günlerdir bekledim, yazı yazamadım. Sonunda biraz biriktiğini anladım ve hemen bu üç beş satırı yazabildim. Oh la la! Hayat şimdi daha güzel!

Bunların yanı sıra, sinir olduğum birkaç şey var ki, gerçekten sinir oluyorum. :D Ve istediğim birkaç şey var ki, gerçekten istiyorum. Ve istemediğim birkaç şey var ki, gerçekten istemiyorum. :D

En azından ne isteyip ne istemediğini bilen birisiyim. :P Kendi kendimi analiz edince, gerçekten rahatladım. Anladım ki yazı yazmadan ben bir hiçim… :P

Bu güzel yazıyı, Mustafa Topaloğlu’nun veciz sözlerinden biriyle tamamlamak istiyorum. “Yahu bu beyin dediğin bir et parçası. Düşünceler bunun neresinde?”. :D

Ha bir de kapanışa geçmeden, fazla beyin yapıştırıcısı olan versin bana nolur!

Son olarak Sertab duygularıma tercüman olsun. Sevgilerimle, hepinizi öptüm.

YouTube Preview Image

 

 

 

 

 

Evime Yerleşiyorum!

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim | Posted on 18-06-2011

Yazmayınca ne zamandır, kendimi evimde kalmıyormuş gibi hissediyordum.

Uyumak zordu, her zamankinden çok zor… Ve düşünceler inadına beynimden fışkırıyor, sabah olmasını bekliyordu.

Zaman, hem çok hızlı akıyor ve bu akmalar bitmek bilmiyordu. Her zamankinden yorgun, yoğundum.

Yazamadıkça içimde biriken kasveti hiç sormayın!

E aslında buradaydım. Buradayım. Sadece uzaktan bakıyordum. Düşünüyordum da düşünüyordum.

Bu geçen uzun ayrılık sürecinde hayatımda birçok şeyler değişti. Hepsi için ayrı duygu birikimlerim olduğundan, bunların birer birer yazıya döküleceğinden hiç şüphem yok. Sizin de olmasın.

Bu arada, artık Bilgisayar Mühendisi oldum. Bunu da belirtmeden geçmeyeyim dedim. ;)

Yazı yazmadığım müddetçe bana nedenini soran, yazılarımı dört gözle bekleyen okuyucularımı ise öpüyorum buradan. İyi ki varsınız.

Şimdi hep birlikte çok güzel şeyler paylaşmak ümidiyle, evime yerleştiğimin müjdesini vererek ve yine her zamanki gibi bir güzel parçayla (Perhaps Perhaps Perhaps- Doris Day )aranızdan ayrılıyorum.

Beni bekleyin anacığım. :)

 

 

Göktuğ

0

Posted by Gülügül | Posted in Önemli Günler | Posted on 22-04-2011

Göktuğ bana resim yaptı. Ben Göktuğ’u tanımıyorum oysa ki. O da beni tanımıyor. Ama ikimiz de Atatürk’ü tanıyoruz, ona minnettarız…

Tohum Otizm Vakfı ile 2 yıldır 23 Nisan’larda haberleşiyoruz. Bu yıl da Göktuğ’un resmini aldım. Böylece,  ben de ikinci defa bloguma bir çocuk konuk etmiş oldum. İlkine buradan ulaşabilirsiniz.

Sizi Göktuğ ile baş başa bırakmadan önce, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nın bir de egemenlik kısmına değinmeden geçemem.

Egemenlik, yani egemen olma durumu! Egemen olma durumu, bizim, yani milletimizin seçtiği kimselerin meclise girmesiyle gerçekleşiyor. Kimi seçersek, o egemen oluyor. :)

Çocuklarımız, geleceğin egemenleridir.

Aman, onlara sahip çıkalım. Onları okutalım. Onlara Atatürk’ü anlatalım. Bencil yetiştirmeyelim. Büyüyünce hepsi çağdaş Türk insanları olsunlar. N’olur!

Saygıyla eğiliyorum Ata’m! Benim sözüm söz.

Sizleri Göktuğ’un resmiyle başbaşa bırakıyorum. Elimde onula ilgili başka bilgi olmadığı için üzgünüm. Umarım bunu görürsün Göktuğ’cum… Teşekkür ederim. ;)

 

 

Bacaklarımız düşüncelerimiz olsa;

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 28-03-2011

Bacaklarımız düşüncelerimiz olsa, oturuş pozisyonumuz da düşünme şeklimiz olsa…

Şu an düşündüm de, yani oturuyordum aslında. Valla çok beğendim bu fikri! Anlattıkça daha netleşecek. ;)

Sürekli aynı pozisyonda ve bu iki bacağınızdan yalnızca bir tanesine ağırlık vererek oturabilirsin istediğin kadar. Hatta oturduğun süre boyunca her şey normal ve yerli yerindedir. Peki kalkınca?

 

Düşünceler böyledir işte. Hep dallanıp budaklanırlar. Dengeyi kuramazsın. Aslında dengeyi kuramadığını fark etmezsin bile. Düşünür, düşünür, düşünürsün… Bir gün düşündüğün şeyleri yerine getirme vakti gelir. O da ne, topallıyorsun! Düzgün yürüyemiyor, uyuşukluktan yakınıyorsun. Bacağında binlerce karınca dans ediyor. Sonuç olarak bir tarafa gereğinden fazla eğilmek seni o konuda uzman yapmıyor, aksine o kadar düşündüğün için pişman bile oluyorsun.


Kalkınca topallarsın tabii. Dursan mı yoksa yürüsen mi karar veremezsin. Yürürsün ama acıyla. Fazla sürmez gerçi acısı. Ama hissedersin yani.

Düşündün düşündün, icraata gelince işler istediğin gibi gitmedi değil mi? Ama o kadar düşündün, şimdi de boşa gitmesin diye düşünüyorsun. Madem öyle, sıkılsan da patlasan da icraata başlıyorsun. Bir süre sonra rahatlamaya başlıyor kafan. Düşüncelerdeki uyuşukluk kalkıyor. Uçuyor gidiyor.

Bazen, özellikle umulmadık anlarda aklına takılıp kalıveriyor bir şey. Ama gerçekten alakasız bir zamanda! Belki de gece  uyandırıyor seni güzel uykundan. Acıtıyor. Kasılıyor. Kramp giriyor beynine. Olağanüstü yoğun birkaç dakika sonra, rahatlıyorsun.

Tıpkı gece bacağına giren kramplar gibi…

Umarım bacaklarınıza fazla kramp girmiyordur ve umarım fazla uyuşukluk hissetmiyorsunuzdur. Hayır yani bu ara benim bacaklarım çok uyuşuyor da. ;)

Cibelle’den  Green Grass; tüm bacakları uyuşanlara bir rahatlama ve hayal kurma şarkısı olsun.

Sevgileeeer.http://www.dailymotion.com/videox3j7jm

 

Garip Düşünceler / Nötr Gül Teorisi

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 18-03-2011

Garip düşünceler edinmeye başladım sanırım. Bunları listelesem nasıl olur diye merak ettim. Bakalım neler çıkacak? :)

  • Okula gidiş dönüşlerimde metroyu kullanıyorum. Belki bilirsiniz metronun Üçyol çıkışı baya derinde… İki dimdik yürüyen merdivenle yukarı çıkılıyor. Bu merdivenleri nasıl tarif etsem bilemedim şimdi. Bununla ilgili bir görsel de bulamadım. Her neyse, yere dik olduğunu söylemiştim 60-70 derecelik bir eğimi olduğunu düşünüyorum. Peki uzunca bir süredir, bu merdivenlere çıkınca, niye  yer yüzüne kaç derece açıyla durduğumu düşünmekten kendimi alamıyorum ? :D Artık kendimi aştım son günlerde. “Yer yüzüne kaç derece açıyla duruyorum”u geçtim, evrende kendimi konumlandırmaya falan başladım. Güneşe doğru bir eğim belirledim kafamda falan. Hoş değil bunlar tabi. :D

 

  • İkinci takıntım biraz boğazla alakalı. :D Hayatımda toplam kaç kg çikolata yediğimi, bu yediğim çikolataların odamı doldurup dolduramayacağını, toplam kaç litre süt içtiğimi merak eder oldum. Bu düşünceleri somut şeylerle kıyaslamak da oldukça zevkli! Bir havuz kadar su içtim mi? Yoksa bir kamyon elma yedim mi? :D

 

  • Gelelim bir diğer konuya. Bütün gün sessiz dursam da, içimde cır cır konuşan bir kızın varlığından bahsetmiştim sıklıkla. Peki bunların hepsini kaydedebilseydim acaba kaç kitap olurdu. Toplam kaç satır olurdu? :D

 

  • Dördüncü düşüncemi biraz açmak istiyorum. Hayatın seçimlerden ibaret olduğunu düşünürüm. Seçimlerin de vazgeçişlerden ibaret olduğunu. Ve her vazgeçtiğim şeyden ötürü da hayatımın bir sokağa saptığını hayal ederim. İşte tam da bu noktada, acaba şu anda neredeyim? Çevremde kimler var? Onlarla tanışıyor muyum? Onlarla tanışacak mıyım? Ben iyi miyim? :D

  • Bu sefer yine garip, saçma ve komik bir durumla karşınızdayım. Nedense dünyadaki toplam şeylerin “nötr” olduğunu düşünürüm. Ve bundan hareketle, dünyadaki birisinin kötülük yapması sonucu, başka kimselerin iyilik yapacağını ve yükün dengeleneceğini zannederim. Ya da bir iyilik, bir kötülüğe yol açacaktır. Bunu somut olarak görmeniz mümkün olmayabilir, ama bu olacaktır. Aynı şekilde birilerinin güldüğü ölçüde birilerinin ağlayacağını, birilerinin çabaladığı sürece birilerinin de tembellik edeceği aşikar! İşte sırf bu nedenlerden ötürü dünyamız yavaş yavaş, hatta deyim yerindeyse ite kaka gelişiyor bence. Çünkü birileri yapıyor, birileri de bozuyor. Şu anda “Nötr Gül Teorisi”ni ortaya atmış durumdayım. :P

 

  • Bu maddede 5. Maddeden alıntılar bulacaksınız. O maddede özetle “kader” denilen şeyin varlığından bahsetmiş oldum. Ve bunu da bizim yönlendirdiğimizden… Her neyse, hayvanların veya cansız maddelerin de bir kaderi olduğunu düşünürüm. Onların kaderi de, hayatları boyunca karşılaştıkları insanlar tarafından çiziliyorlar bence. Biraz daha somutlaştırmak adına şöyle bir örnek verebilirim. Belki şu an Hotiç’in depolarından birinde bir ayakkabı bekliyor beni :D , belki şu anda birkaç işçi benim iki ay sonra satın alacağım kotun kesimiyle, dikimiyle uğraşıyorlar… Sonuçta dünya üzerinde birileri benim için çalışıyor ve o eşyaların kaderini belirliyorlar!

 

  • Yedinci madde sınavla alakalı! Hayatın sınavıyla… Bence hayat belli konularda bizi sınıyor ve o konuda yeterlilik derecesi vermeden peşimizi bırakmıyor. Örneğin dürüst olmayan bir kişi, dürüstlük sınavını verene kadar hayatında pek çok kez sınava giriyor. Üstelik o sınavı vermeden başka sınavlara girme gibi bir lüksü olmuyor.

 

 

 

Şimdilik aklıma gelenler bunlardan ibaret. Ama bunlar gibi 100 düşüncem daha olduğuna eminim. :D Her madde için ayrı yazılar yazmayı planlıyorum.

Ve bu yazıdan itibaren yeni bir uygulama başlatıyorum. Kendime not verme uygulaması!

Ruh halime, 10 üzerinden 5 verdim bugün. Diğer günlere endekslemesi kolay olsun diye. :)

Bir ay sonra nasıl bir grafik çıkacağını merak ediyor ve çok şahane bir parçayla elveda diyorum!

YouTube Preview Image

 

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com