Yalnızca bir talihliye tılsımlı içecek…

2

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar, Özel Günler | Posted on 25-05-2009

Etiketler:, , , , ,

Bize anlatılanlar yanlıştı hep. Hiçbirimiz beş duyu organına sahip değiliz. Biz duyu organlarına sahip değiliz. Tamamen duyarsız olmuşuz. Olmuşlar…

Görmek için göz yetersizdir. Göz sadece yanılsamadır bence. Beynini yanıltma yöntemi. Bakarsın, gözünden ışık geçer, retinaya görüntü düşer, beynin bunu algılar. Beynin yanılır. Gördüğünü zanneder. Gördüğünü zannettiğin bir gün daha akar, gider.

Birinin gözlerine bakarak konuşma diye bir kavram kaldı mı ki?Görürsün (!) , çırpınırlar orda. Başka şeyler anlatır ama kimse bakmaz. Niye bakmazsınız ki?!

Duymak için kulak yetersizdir. Duymak sadece beyni yanıltma yöntemidir. Gelen ses dalgaları kulak kepçesinde toplanır da, kulak yolundan beyne ulaşınca duydun zannedersin. Hiç rüzgarı dinledin mi? Karınca bir şeyler diyor mu, dikkat ettin mi?

Karşındaki konuşur, kelimeler sarf eder. Kelimeler belli bir anlam oluşturur, beyninde o cümle belirir. Duydun zannedersin. Her kelimenin beyninde yüzlerce yeni kelimeyi çağrıştırması ve senin karşındakini daha iyi anlamanı gerektirirken, duyarsın(!), duyduğuna cevap verirsin. Anlamsız bir konuşma daha biter. Duyduğunu zannettiğin bir gün daha uçar.

Koklamak için burun yetersizdir. Sen nefes aldığında hava akciğerlerine giderken, koku almaçları beynine fısıldarlar. Sen koku duydun zannedersin. Kendini aldatma biçimlerinden biri daha. Bir gül kendini yırtıp da sana ulaştırmazsa kokusunu, sen koklamazsın ki onu. Bir kitabı uzun zamandır eline almadığını, kitabın sana trip yapma şeklinden, kendini hatırlatma çabasından anlarsın. Sarmısak da çok komplekslidir mesela.

Peki ya karşındakinin kokusunu biliyor musun? En yakın arkadaşın hangi meyve gibi kokar söyleyebilir misin? Temiz hava nasıl kokar, kokladın mı? Koklayamadan bir günün daha geçmesine izin mi vereceksin?! Hadi, içine çeksene havayı !

Tat almak için dil yetersizdir. Sen dondurmanı yaladığında, ordaki tat reseptörleri beynine “Bu şekerli!” dediğinde, sen dondurmanın tadını aldığını zannedersin. Hani bir gün dilin yansa, o gün sevmediğin bir yemeği yiyeyim demezsin. Tadına varmadan yediğinin, amacının mideni doldurmak olduğunu unutursun.

Dokunmak için ten yetersizdir. Yatmak üzere yastığını düzeltirken, kuş tüyü bir yastıksa parmağının ucundaki haberciler beynine “Bu yumuşak!” dediğinden dokundun zannedersin.

Karşındakiyle seni iki ayrı madde diye düşünürsek, siz dokununca birbirinize,varlığınız birbirine karışmalı. Elektriğiniz bölüşülmeli, sıcaklığınız dengelenmeli. Siz birbirinize karışmalısınız! Kim kime dokununca böyle hissediyor ki artık…Dokunduğunu zannettiğin bir gün daha geçiyor.

Bu duyu organlarından birinin eksik olduğu bir çocuk gördüm. Göremiyordu. Müzik duyunca kendinden geçti, alkışlanacağı zaman onun tek başına alkışı tüm salona yetti. Önüne gelen yemeği yemeden önce iyice bir kokladı. “Hmpf harikaa!” diye bağırdı.Sonra bir ödev yerine getirir gibi yemeğini yedi. Afiyet olsun !

O zaman anladım ki, hayatta sahip olduklarını kullanamadıktan sonra hiçbir önemi yokmuş. Biz duyarsız olmuşuz. Karşımızdakine hakkını verememişiz. Dokunmalarımız dokunma değilmiş, görmelerimiz görme değilmiş… Sahte bir dünyada yaşar olmuşuz. Her güne bir senaryo yazıp, çok nadir doğaçlama yapar olmuşuz. Biz ne hale gelmişiz !

Ben bu gruba dahil değilim, her duyumu hakkıyla kullanırım diyen varsa, 6. duyusu olan proprioception ‘a sahip mi bir de ona baksın :) ) E o da varsa, o kişiye Aztek kralı Moctezuma ‘nın sıradan insanlara çok özel durumlarda ikram ettiği tılsımlı içecekten vereceğim. “Mmm, sıcak çikolata ” :) ))

Karşılıklı İlkler

10

Posted by Gülügül | Posted in Özel Günler | Posted on 10-05-2009

İlk defa saçım çıktığında, onun ilk defa midesi bulandı.
İlk tekme attığımda, o ilk defa hareketi hissedip, sevindi.
Beni zorla dışarı çıkardıklarında, o kadar yorgundum ki gözlerimi kapadım hemen. O an o da yorgunmuş, baygınmış…

Sonra beni bir yere aldılar. Yanımda bir sürü bebek vardı. Babam ve abim karşıdan camdan bana bakıyorlardı, o iyi diyorlardı. Birkaç beyaz gömlekli sevimli abla beni aldı. Beşinci dakikadan insanları tanımak zor olmasa gerek ! Hala yaparım bunu =) Ama beni güldürmek için bir iki figür yaptıklarından sevimli olduklarını çıkarmıştım.Sonra bulunduğum cam şeyden çıkarıp, bir iki oda ilerideki başka bir odaya götürdüler.Neler oluyor hala bir anlam veremiyordum ! Dünyaya geldim geleli ağlıyorum. Henüz ilk
2 saatin içinde olmam bir şey ifade etmiyor bence =)=)

Derkeen odaya girdik. Annemi ilk kez orada, o an gördüm, annem de beni. Saatlerdir ağlıyordum, yalnız ve boşlukta hissediyordum çünkü. Onu görünce çok rahatladım. Tam da hayalimdeki anneydi. Beni bekliyordu. Benimle ilgilenmek istiyordu. Bana sarıldı :) O anı unutamam :)

O kadar kanım ısındı ki anlatamam :) Ben çok sevdim onu.Ben bayıldım ona. Bu dakikadan sonra hayatıma anlam katmaya başladım. O istiyor diye güldüm ona :) Benim gülmemden o güldü… O güldükçe ben güldüm ona. Güldüğümü tam belli edemiyordum ;çünkü gözlerim tam olarak açılmıyordu. Sarılmak istesem kollarım yetmiyordu. Tam bir çaresizlik !

İlk defa güven duygusunu hissettim. Onun yanında bana bir şeycik olmazdı. Olamazdı. O dünyanın en güçlüsüydü, o dünyanın en samimisiydi. Kalbi sanki benim ellerimdeydi. Onu çok iyi incelemek istiyordum. Gözü ne renkmiş, saçı ne renkmiş ,yüz şekli nasılmış… Gözlerine baktım,yeşili gördüm. Belki benim gözüm de yeşildir dedim içimden :) Sonra, o kadar güzeldi ki, belki de ona benziyorumdur dedim :) Sonra taaa derinlere indim. Önce mutluluk gördüm, sonra huzur gördüm, sonra nasıl bir bakıştı ki o?! Kim kime öyle bakabilirdi ki? Kimse bakamaz, hiçbir bebek ve annesi arasında böyle bir iletişim olamaz gibi geldi!

İlk defa kokladı beni. “Süt kokuyor” dedi . Bunu derken o kadar mutluydu ki, gözlerini benden alamıyordu. Koklamaya devam etti. Bu duygular içinde; dünyaya geldiğim için ne kadar mutlu oldugumu düşündüm, ve ne kadar şanslı olduğumu :) Düşünceler içinde ve yorgunluğun etkisiyle uyumuşum, annemin kollarından almışlar beni.

Bir gözümü açtım ki gene o cam kaptayım. Olamaz bu ! Avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Böyle rezalet görülmemiş. “Beni annemin yanına götürün”, dedim. Ama dediklerimi kimse anlamadı, ağlıyorum sandılar. Susturamayınca da beni aç sandılar, mama yaptılar. Ben sinirlenince yemeğe vururum halbuki bunu bilemediler.

Onu görünce güldüm. O güldükçe ben güldüm, ben güldükçe o güldü. Katlanarak devam etti bu. Biz güldük hep :) Sonra birlikte yaşamaya başladık. Mucizeler içinde büyüyorum ! Mucize bu duyguların tamamı :) Bu yazdıklarımı hatırlamamın sebebi bu mucizeler ;)

Şimdi ne yapsam da onu güldürsem, ne yapsam da mutlu
etsem diye düşünür dururum :) Annem benim, bitanem, canım =) Seni çok seviyorum ben, tahmin edemeyeceğin kadar çok ;)
Bunları yıllar önce abim de yaşadı, şimdi o da aynı duygular içinde :) Biz seni çok seviyoruz, sen de bizi hep sev emi !

Kumrucuk…

2

Posted by Gülügül | Posted in Özel Günler | Posted on 19-04-2009


Bu resimde gördüğünüz benim odamın balkonunda dünyaya gelen minik bir kumru :)
Balkona yuva yapmış anne- baba kumrular :) Yuva bozmak olmaz şimdi, biz aksine destekledik..
Babam daha iyi tutunabilmeleri için altlarına destek koymus :) Evimizin mevcudu 1 kişi daha arttı 1 nisan itibariyle..

Önce kumrularla ilgili gözlemlerimi anlatmak isterim..
Önce anne- baba kumru için: normalde koyduğumuz buğdayların tanesine dokunamadan, büyük güvercinlerin gelip bütün mönüyü silip süpürdüklerini gördüm.Fakat
çocuk sahibi olunca balkona minik bir sinek bile sokmadılar.. Daha önce korktukları güvercinlere diklendiler.Yavrularına zarar verecekler zannedip tüylerini yoldular. Güvercinler perişan oldu :) )

Şimdi yavru kumru için: Resimde görülen bebeklik halini demiyorum. Birazcık daha büyüyünce, o minik beden kocaman bir gagayı taşımaya başladı.Galiba gagaları önce büyüyor. Sonra gelişimi duruyor :D Fakat kumrunun o halinin fotografını çekemedim :( Bugün çekerim, yarın çekerim, vizeler geçsin, falan filan derkeen.. Kumru 17 günlük oldu..Onların 17 günü, bizim 17 yaşımız galiba…Ve geçen gün uçup gitmiş malesef :(

Bu halini fotoğraflayamadım ama paintten uyduruk bir çizim yaptım :D Amaç oranı görmek :

İşte her ayrılıkta olduğu gibi gene üzüldüm :( Anne babası da üzüldüler… Sonra ertesi gün baktık yavruyu kulağından tutup getirmişler.. Ama bizimkinin içine gençlik ateşi düşmüş bir kere :) ) Yine yok oldu :(

Bulunduğun yerde mutlusundur umarım kumrucuk.. Biz seni çok sevdik..

Adresime bakıııınnn !!!

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Özel Günler | Posted on 05-04-2009


Adresime bakın adresimeee : www.guldeliorman.com :) ))

Aslında bana da sürpriz oldu bu :) Ben sürprizlere bayılırıım :)
Dün akşam Umut’la -Umut benim bölümden arkadaşım olur. – blogum hakkında
konuşuyorduk,
“deliorman. com olsa nasıl olur?” dedi bana.

Sonra bakmış ki deliorman.com alınmış .O zmn “guldeliorman.com” nasıl olur diye
konuştuk
falan.. Ben çok sevindim tabii…Olmaz mı süper olurr hem dee :) )

Derkeeen, uykum geldi, yattım ben ..Dün gece bitti böyle…

Sonra bugün akşamüstü bloguna baksana dedi bana Umut :) ehehe bi baktım ki
adresim değişmiiş :D Çok sevindim, olllleeeyyyyy !!! :D

Bu güzel sürprizi için Umutçuğuma (doğru mu yazdım !? :) ) çok çok çok teşekkür
ediyorummm :) Blogumu çok az kişi
ziyaret ediyor( şimdilik ! :P ) ama yine de
Umut’un blogunu okumak isteyenlere :

http://www.ubenzer.com/

Kimmiş bu kız?

25

Posted by Gülügül | Posted in Özel Günler | Posted on 30-03-2009

Kim oldugumu hala arayanlardanım :) Kendimi tarif etmekten hiç hoşlanmam…
Bu nedenle bu satırlarda aradığınızı bulamayabilirsin…Kim olduğumu bana ancak sen söyleyebilirsin :)
Ben böyle düşünüyorum… Denilene göre çok gülermişim :) Başka sır veremem :P Bütün çıkarımlarını bunu
doğru kabul ederek yap lütfen :) “Çikolata yerken gülüyor, demek ki çikolatayı çok seviyor … ” gibi :P

Eğer beni tanıyıp, benimle arkadaş olduktan sonra mutlu olduysan,sana bir şeyler kattıysam,benim yokluğumda beni özlüyorsan, hayatında bazı şeyler değiştirdiysem iyi yönde, ben çok mutlu olurum. Arada böyle düşünürüm işte ben :)

Bazen içimden uçmak falan gelir =) Beceremem haliyle =) ya da şöyle bir zıplasam bir bulutun üstüne çıksam
derim, sanki denesem başaracakmışım gibi…Hayır yani bulutun üstüne çıkacaksın da ne olacak dersen, onu da
bilmiyorum :D

Bir “an” ne kadar çabuk geçiyorsa, bir “hayat”ın da öyle çabuk geçeceğine inanırım. Boş geçen günlerime acırım:(
Her şeye yetebileceğimi düşünür, elimden bir şey gelmediği durumlarda karalar bağlarım :( Benim hayatımda olan
kişilerin bunu bilmesini isterim…Bunu bilmeliler ki vaktimiz boşa geçmesin, dargınlıklarımız olsun ama daha güzel
zamanlara neden olsun bu dargınlıklar -bu noktada hiç olmasın dargınlıklar diyemem, çünkü bazen unuturuz her şeyi,
bütün değerleri, bunları hatırlamak için gerekli- . İnsanların kırılmasına dayanamam. Bu nedenle defalarca kendim
kırılmışımdır . Her seferinde aldanırım. Kendim yalan söylemeye alışkın olmadığımdan, her söylenileni doğru sanarım,
çok çabuk inanırım…

Tüm bunların dışında, herkesle görünmez bir bağım olduğunu hissederim.. :) Benim hakkımda ne düşündüklerini bilmesem bile, nasıl hissettiklerini hissederim çoğu zaman, ya da öyle sanarım .. :)

Bir de hayaller kurarım,ama bunların sadece hayal oldukları aklıma gelince de, çoğu kez kendimi engellemişimdir…

Ne bileyim ben böyle birisiyim işte :) Belki daha çooo…ok yazılacak şey vardır hakkımda, ama insanların ay gibi
olduğuna inanırım, “Ayın her zaman görünmeyen karanlık bir yüzü vardır” ;)

Şimdilik bu kadar yeter geliba :)

{eğer sıkılmadan ve zevkle okuduysan
sonuna kadar, bunu da bilmek isterim ;) }

Hello Wörld! – 2

2

Posted by Gülügül | Posted in Özel Günler | Posted on 27-03-2009

ehehe :) ben de blog sahibiymişim de farkında değilmişim :D yani balık hafızalığının bu kadarına da pes doğrusu.. Günlük unutkanlıklarımı bir kenera bıraktım blogum oldugunu hatırlamam 2 yıl almış :D Bu kadarını gerçekten beklemiyorudum :D Bu da ikinci “Hello wörld! ” oldu .. Nice “Hello wörld! lere “… :) )))

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com