Posted by Gülügül | Posted in Önemli Günler | Posted on 29-10-2009
Etiketler:Atatürk, bayram, cumhuriyet, özgürlük, saygı duymak
Bizim aile biraz garip. Gerçekten. Örneğin anneannemlerin balkonundaki bayrak yaz kış durur. Takılmak için bir bayramı veya önemli bir günü beklemez. Kirlenirse alırlar yıkarlar, sonra yine takarlar. Hatta geçen gün müküşü ziyarete giderken, apartmana girmek üzereyken kapıcı anneme seslendi. “Yenge, bayrak sürekli asılı duruyor diye karşı apartmandan şikâyet var. İndirecekmişsiniz.”
Bilmeyenler varsa, İzmir’de oturuyoruz biz. Hani Atatürk kızları, Atatürk oğlanlarıyla meşhur il… Hani Atatürk’ün âşık olduğu il… Hal böyle olunca, ufak çaplı bir şok geçirdik tabi. İzmir’de, koskoca cadde üstündeki bir apartmanın bir dairesindeki minik özgürlük simgesi birilerini nasıl rahatsız edebilir? Annemden önce ben atıldım lafa,”Kimsenin böyle bir şey demeye hakkı yok.”. Ardından annem “Kimmiş o? Söyler misiniz ?” dedi. Kim olduğunu kapıcı da bilmiyormuşmuşmuş. Karşı apartmandan haber uçmuş.
Konuşma bir yere varmadı haliyle. Eve çıktık, dayım karşıladı bizi. Ona anlattık durumu. “Bayadır yıkamamıştık, kirli duruyorsa karşıdan… O niyetle demişlerdir!” dedi. Bayrak yıkandı, tekrar asıldı. Karşı apartman bir günlük sevinmiştir belki ama, ertesi gün tertemiz bayrağımızı görünce şok geçirmiş olabilir.
Dün yine müküşe gittim. -Bilmeyenler için-, her şeyi unutup duruyor kendisi. Seslenirken adımla seslense de, “Benim adım ne?” dediğimde ona bile cevap veremiyor. Kopya ver diyor.
Her neyse, cumhuriyet kadını Atatürk’ü unutmamış. Dedim ki “Yarın Cumhuriyet Bayramı, bayrağını astın mı ?”. Bana şöyle bir cevap geldi. “Ohooo, ben onu indirmem ki. Görmedin mi sen, çık bak balkona!”

Bizim evi anlatsam, bundan farksız. Hadi yağmurda çamurda indiriyoruz ama, genelde duruyor bayrağımız. Bayramı beklemiyor yani. Benim odamda Atatürk resimleri var, salonda bile bir camın içinden bakıp duruyor bize Atatürk. Her gün tozu alınıyor
Kısacası, biz onu unutmuyoruz. Unutturmuyoruz.
Balkonuna bayrak asmayan kesim, Cumhuriyet Bayramı’nı neşeyle kutlamıştır. Hatta dağdan inenlerden daha büyük bir coşkuyla kutlamışlardır. Eminim buna! Çünkü cumhuriyet demokrasi getirdi. Demokrasi özgürlük getirdi. Özgürlük dağa çıkma hakkı.
Eğer bir padişah olsaydı, tez zamanda kelleleri vurulurdu. Bir ferman yayınlanırdı evlerinden dışarı çıkamazlardı. Oysa cumhuriyetle yönetiliyoruz. Oysa haklarımız var. Özgürüz. Atatürk isteseydi padişah olurdu. Tek söz hakkı kendinde olurdu. Etraf el pençe divan dururdu. Bu kolayıydı. O zor olanı seçti. Bize düşmanımızla baş etme hakkını verdi. Özgürlüğü başka tarafından alanlarla baş etmenin güzel hissini tattırdı. Bu yüzden cumhuriyet herkesin işine geldi.
Bu sabah “Gençliğe Hitabe”yi bir kez daha okudum. Hatta madde madde sıraladım yazanları. İktidar sahiplerinin gaflet ve delalet içinde olması diye de bir madde var içlerinde. Her neyse, kafamda her gerçekleşen olay sırasına bir artı koydum. En son, milletin harap ve bitap düşmüş olması da gerçekleşmek üzereydi. Hadi buna da yarım artı koydum diyelim. Sıradaki maddede, bütün bunlara rağmen cumhuriyeti koruyun demiş. Canım benim:) Baş edin, yok etmeyin demiş.
Biliriz ki öldürmeyen acı güçlendirir. Hala ayakta olduğumuza göre çok daha güçlendik biz!
Şimdi moda oldu, herkes birbirine “saygı duyuyor”. Bu bir özellik midir? Ben saygı duymuyorum birçok şeye. Ortada suçu olmayan insanların cumhuriyet bayramını içerde, dağdan inenlerin de halay çekerek kutladığı bir cumhuriyet bayramı…
Hâlbuki dedikleri bir bir çıktı…
Harfi harfine uydu.
Ama bugün ne oldu, herkes ama herkes çok sevinçle kutladı bayramı. Bayrak asılsa da, asılmasa da…



