Boşluk Doldurmaca

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 01-01-2012

Değişik.

Keşke meşke.
Bari …saydı. Ya da en azından…

Ama şu şu da var. Bu bu da oldu.
Öbür bazı şeyler varken, başka bazı şeyler de gelişti.
Gelişmese iyiydi, engel olunamadı.

Sanki .. olsa, olmayacak mıydı? Nereden bilebilirdin?
Bak bu arada, .. selam söyledi. Seni çok …

Biraz şundan olsa iyiydi, biraz bundan aldım çok iyi geldi.
.. da gelseydi.
.. ‘yı nasıl mutlu ederim?

Hepimizin hayatının aynı olduğunu fark ettim.
Boşluk doldurmaca oynuyoruz sadece.
Belli başlı birkaç yüklemimiz var, öznemiz genelde aynı.
cümlelerimiz aynı.

Henüz kurulmamış milyonlarca cümle beni korkutuyor!
Beklediğim cümleler var ama ondan da korkuyorum.
Kendi başıma cümle kurma konusunda ise biraz yeteneksizim.

Böyle angarya işleri artık hayata bırakıyorum.Yoruldum.
O kursun cümlelerimi, o belirlesin özneleri, yüklemler zaten birkaç tane.

Biraz melankoli vakti mi? Zeki Müren senin için ve benim için söylesin:
“Beni burda değil, kalbinde ara” :)

YouTube Preview Image

Şipşak + Kocaman

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 31-12-2011

Her yıl şipşak geçiveriyor.
Her yılbaşı sanki bir önceki günmüş gibi.
Sanıldığı kadar kocaman değil yıllar. Ama kocaman şeyler barındırıyorlar.
Kocaman hayaller, kocaman kavgalar, kocaman aşklar, kocaman nefretler...

Duyguların kocamanlığı zamanı etkiliyor. Kocamanlık ve zaman ters
orantılı olarak değişiyor. Algılar da bu ters orantıyı seviyor.
Mesela bence dünya minicik, kalbim kocaman.
Aksini kim ispatlayabilir?

Herkes bir sihirli değnek bekliyor, farkındayım. :)
Ya herkes birer sihirli değnekse? ;) 

Demek istediğim, yarın hiçbir şey değişmeyecek,
öbür gün de, sen değişmediğin sürece...

Her yıl, o yıl hayatınıza yeni giren birine hediye alın.
Her yıl, hiç tanımadığınız birini en az bir kez sevindirin.
Her an gülümseyin. :)  

Çünkü zaman şipşak geçiveriyor ve
gülümsemenizin bıraktığı etki kocaman oluyor!

Sevdiklerinizle birlikte, mutlu, gülücüklü, kocaman hislerle dolu
musmutlu yıllar dilerim.

NOT:
Benim yılbaşı hediyem bu sene Moova'dan. Bana verilebilecek en
güzel hediyelerden, süt:)
Erdal'a çok teşekkür ederim. Gerçekten çok lezzetliler. ;) 





Kulağı Duyan Kalp Lazım

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 23-12-2011

Bence insanların anlaşabilmesi bir mucize olurdu!

Kafamızda bin bir düşünceyle belli bazı çıkarımlar yaparak hareket
ediyoruz. Karşımızdaki kişinin ne düşüncelerimizden, ne de
çıkarımlarımızdan haberi var.

İşte tam da bu noktada, kendimi dışarıdan izlemek isterdim.

Ne kadar safça hareket ettiğime veya ne kadar kurnaz göründüğüme ise
bir başkasının beynine girdiğimde karar verebilirim.Bence bu cümleden
anlıyoruz ki, biz ne yaparsak yapalım, istersek kendimizi yırtalım :) ,
karşımızdaki kişinin algılarına bağlı hareketlerimiz. Onun kafasındaki
bin bir düşünceye ve bu düşünceler sonucu elde ettiği çıkarımlara
bağlıyız.

Ve bunları söylerken, insanları ne kadar saf ve temiz gördüğüme değinmek
istedim. Düşünebilecekleri milyonlarcaa şeyi bu yaşıma kadar gözardı
ettiğimi fark edince ürperdim.

Ben ne söylemeye karar vereceğim, ne söyleyeceğim, karşımdaki ne
anlayacak, ne anlatmak istediğimi düşünecek --> Al sana ayak üstü
milyonlarca kombinasyon!

Peki anlaşanlar nasıl anlaşıyor?
Bence burada, mucizevi kırmızı kalpler devreye giriyor. Çünkü onlar,
beynin tüm bu karmaşasıyla ilgilenmiyorlar. Doğruyu onlar biliyorlar.
Nasıl bildiklerini bilemiyorum ama biliyorlar.Diğer kalplerle bir
şekilde iletişim kurabiliyorlar.

Benim küçük kalbim bu işi iyi biliyor. Karşı tarafı anlayabiliyor.
Ama beni anlamak, karşımdaki kişinin kalbinin insafına kalmış!

O zaman fazla kafa yormuyorum, karşımıza kulakları duyan kalpler
çıkması dileklerimle, dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

YouTube Preview Image



Kaçırma Gözlerini Benden

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 22-12-2011


Aynaya baktığımda, bugün ilk defa ruhumu gördüm.
Onu daha önce hiç görmemiştim...

Garip bir farkındalık hissi oldu. Bedenimden ayrıydı, bambaşkaydı.
Ben'di, ama bedenim değildi.

İçeride bir yerlerde ve tahminimce minicikti.
Bence, gözümün içinde yaşıyordu. Ve göz, hissettiklerimi anlatabilmek
için hayatım boyunca elime geçebilecek en mükemmel şeydi.

Göz, sadece kendisinden sorumluydu. Diğer bütün şeylerden bağımsız,
sadece içinde yaşayan minik ruhun hislerini yansıtmakla görevliydi.
Görevini başarıyla yerine getirdi.

Bugün ilk defa kendimi dinledim. Ruhumu hissettim, gözüm sayesinde oldu.

Hep gözlerimizle konuşsak ya! Daha güzel nasıl ifade edeceğiz ki
kendimizi konuşarak?

N'olur, kaçırma gözlerini benden...

Hayat Yamuk Yapana Kadar – Ki Umarım Yapmaz :)

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 27-09-2011

En son 07 / 07 ‘de yazı yazmış olmam benim için bir rekordur, zira hiç bu kadar dayanabilmişliğim olmamıştı.

Hayat hep doluydu, düşünceler hep vardı. Sadece beynimin RAM’i biraz düşük olduğundan hem yeni hayatıma alışmak, hem de yazı yazıp bunu yayınlamak biraz güçtü. Ben de task manager’imi açıp birkaç processi sonlandırdıktan sonra biraz rahatladım ve işte yazabiliyorum.

Sonlandırdığım prosesler arasında, yeni eve yerleşme sendromu, yeni şehre yerleşme sendromu, ilk defa HAVAŞ’a binme sendromu, ilk defa uçaktan inince karşılayacak kimsenin olmaması sendromu, ilk defa kendi evine alışveriş yapma sendromu, ilk kez sadece kendime yemek pişirme sendromu, ilk kez yalnız kalma sendromu gibi sendromlar bulunuyor.

E haliyle üniversiteyi de ailemin yanında okuyunca tüm bunlara uzak kalmıştım. Sendrom gibi görünenlerin hepsi de bir eksiklikmiş bunu anladım. Şimdi kendime güvenim daha da arttı valla. Oley. :D

Tüm bunları yaşarken de, dünya üzerinde nasıl mükemmel bir düzen içinde yaşadığımızı fark ettim. Evet, şu ana kadar tam tersini savunan ben, dünya berbat ona uyma diyen ben, aslında her şeyin planlanmış ve tıkır tıkır işlediğini anladım. Meğer her şeyin bir sebebi varmış.

Tabi ki hayatla gene de anlaşamıyoruz. Ama sanırım artık daha değişik bir bakış açım var. Neden, niye sorularını biraz azalttım. Çünkü anladım ki, yıllar boyu bu soruları sorarak beynimi kemirmekten başka bir şey yapmamışım. İş işten geçtikten sonra zaten bir şekilde nedenini, niçinini anlamışım. E bu acele niye o zaman?

Yine kendimle çelişeceğim ama acele etmemiz lazım. Hayat kısa, yapılacak çok şey var. Az zamanda çok büyük işler başarmamız lazım yani. :) Tüm bunları niye söyledim: İnsanların üstündeki bu bezginlik, artık bir şey yapmak istememe hali beni DELİRTİYORR! Bilmiyorum ki nasıl tetiklemek lazım onları?!

Aklımdaki her konuya kısa kısa değindikten sonra efendim, nacizane bir tavsiyem olacak. Yarını düşünmeden, sadece kendi kişiliğim çerçevesinde -yani mesela doğru söylerek, doğru bildiğimi yaparak- geçirdiğim 23 yıllık bir sabır süreci bana inanılmaz bir yol açarak geri döndü. Hayal bile edemediğim bir sürü şey ardı ardına gelmeye başladı. Evet şaşkınlıkla izliyorum! Kötü şeyler hayatta her zaman var, ama iyi şans devresine geçtiğimi hissediyorum ve mutlu oluyorum!! Paragrafın başındaki tavsiyeye dönersem, n’olur siz de yarını düşünmeyin, doğru bildiğinizi yapın ve sabredin.

Baktım hayat yamuk yapmaya başladı :D , ben de tavsiyemi değiştirirm o zaman, şimdiden haber vereyim. Hayat yamuk yapana kadar ben böyleyim.

Soru ve görüşleriniz için ben burdayım efendim. Beklerim. ;)

 

Teşhis : Beyin Yapıştırıcısı Eksikliği

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 07-07-2011

 

Yazıp yazıp siliyorum. Her cümle bir başka konudan fırlıyor. Her konu başlı başına bir roman olabilecek nitelikte. Galiba beynimin yapıştırıcısı bitti.

Hani insan bazı şeyleri kaybedince değerini anlarmış ya, ben de şimdi anladım…

Kafamdaki bölük pörçük onlarca şeyi birleştirmem lazım ki bir terazide tartabileyim hepsini. Hangisinden eksikse oraya doldurayım biraz. Eğlence mi, dinlenme mi, çalışma mı nedir? Bunların dozları nelerdir? Hangisinden kaç doz eksiğim var?

İnsan kendisinin doktoru olmalıdır. Öyle değil mi. :)

Sonuç olarak teşhisim, beynimin yapıştırıcısının bittiğidir! Ve bunu nereden temin edeceğimi bilmiyorum. :) Günlerdir bekledim, yazı yazamadım. Sonunda biraz biriktiğini anladım ve hemen bu üç beş satırı yazabildim. Oh la la! Hayat şimdi daha güzel!

Bunların yanı sıra, sinir olduğum birkaç şey var ki, gerçekten sinir oluyorum. :D Ve istediğim birkaç şey var ki, gerçekten istiyorum. Ve istemediğim birkaç şey var ki, gerçekten istemiyorum. :D

En azından ne isteyip ne istemediğini bilen birisiyim. :P Kendi kendimi analiz edince, gerçekten rahatladım. Anladım ki yazı yazmadan ben bir hiçim… :P

Bu güzel yazıyı, Mustafa Topaloğlu’nun veciz sözlerinden biriyle tamamlamak istiyorum. “Yahu bu beyin dediğin bir et parçası. Düşünceler bunun neresinde?”. :D

Ha bir de kapanışa geçmeden, fazla beyin yapıştırıcısı olan versin bana nolur!

Son olarak Sertab duygularıma tercüman olsun. Sevgilerimle, hepinizi öptüm.

YouTube Preview Image

 

 

 

 

 

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com