Bence insanların anlaşabilmesi bir mucize olurdu!
Kafamızda bin bir düşünceyle belli bazı çıkarımlar yaparak hareket
ediyoruz. Karşımızdaki kişinin ne düşüncelerimizden, ne de
çıkarımlarımızdan haberi var.
İşte tam da bu noktada, kendimi dışarıdan izlemek isterdim.
Ne kadar safça hareket ettiğime veya ne kadar kurnaz göründüğüme ise
bir başkasının beynine girdiğimde karar verebilirim.Bence bu cümleden
anlıyoruz ki, biz ne yaparsak yapalım, istersek kendimizi yırtalım
,
karşımızdaki kişinin algılarına bağlı hareketlerimiz. Onun kafasındaki
bin bir düşünceye ve bu düşünceler sonucu elde ettiği çıkarımlara
bağlıyız.
Ve bunları söylerken, insanları ne kadar saf ve temiz gördüğüme değinmek
istedim. Düşünebilecekleri milyonlarcaa şeyi bu yaşıma kadar gözardı
ettiğimi fark edince ürperdim.
Ben ne söylemeye karar vereceğim, ne söyleyeceğim, karşımdaki ne
anlayacak, ne anlatmak istediğimi düşünecek --> Al sana ayak üstü
milyonlarca kombinasyon!
Peki anlaşanlar nasıl anlaşıyor?
Bence burada, mucizevi kırmızı kalpler devreye giriyor. Çünkü onlar,
beynin tüm bu karmaşasıyla ilgilenmiyorlar. Doğruyu onlar biliyorlar.
Nasıl bildiklerini bilemiyorum ama biliyorlar.Diğer kalplerle bir
şekilde iletişim kurabiliyorlar.
Benim küçük kalbim bu işi iyi biliyor. Karşı tarafı anlayabiliyor.
Ama beni anlamak, karşımdaki kişinin kalbinin insafına kalmış!
O zaman fazla kafa yormuyorum, karşımıza kulakları duyan kalpler
çıkması dileklerimle, dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
