Susmasam

5

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim | Posted on 23-01-2011

Konuşsam  konuşsam sabaha kadar. Susmasam hiç.

Ne düşünüyorsam, ne hissediyorsam, canım nasıl istiyorsa öyle davransam. Biriktirdiklerimi bi anlatıversem şöyle. Rahatlasam sonra.

Sadece gülerek cevap vermekten bıktım. Sadece gülmekten de. Hayat seninle konuşmak istiyorum. Geç bakalım karşıma. Enine boyuna tartışalım her şeyi.

“Niye o öyle oldu, niye bu böyle oldu?” bunları mı anlatacaksın?  Anlatma! Niye olduğundan bana ne?  Sonuçlar lazım bana. Hak ettik mi her şeyi? Hak ettiğimiz gibi mi yaşıyoruz?

Dürüst ol ama. Cidden, kızmayacağım. Konuşuyoruz şunun şırasında…

Aslında sen de haklısın bir yerde. Öyle insanlar tanıdım ki, sen iyi bile dayanıyorsun. Onlarla mücadele etmek zordur yani. Bravo sana.

Ama izlediğin yöntemden bahsetsen biraz… Birkaç ufak tüyo versen olmaz mı yani?

Düşündüm de…

Biliyor musun, sana alışmaya başladım. Ben seni seviyorum. Senin beni sevdiğinden emin değilim. :(

Belli edecek bir iki hareket yapsan hiç fena olmazdı. Ama desene şimdiye kadar kimin seni sevdiğinden emin oldun diye… Her gün yüz defa “Beni seviyor musun? Doğru söyle amaa…” diye sormazdım yakınlarıma değil mi aksi olsaydı. :)

Arada düşünüyorum, yaptığım her şeyi doğru mu yaptım? Sonra biraz daha düşünüyorum doğru yapmak önemli mi hep? Yanlış olduğunu bile bile beni mutlu edecek bir şey yapsam ne olur? Sadece mutlu olsam yani… Ne olur ki?

Biraz kişilikle alakalı galiba! Ben de böyle bir insanım. Her hareketimi yüz bin sefer düşünerek yaparım. E sonra? Ben yüz bin sefer düşünmüşken, karşımdaki sadece 3 sefer düşünmüşse; ayrıntılar birbirini tutmuyorsa … Ne olur ki?

Tüm bunların dışında, herkes gibi, evet hem de herkes gibi ben de mutlu olmak istiyorum. Sadece mutlu olmak! Kişilik sabit kalmak koşuluyla bu mümkün değil midir? :)

Kimin beni üzmeye hakkı olabilir? Ve hayat böyle bir hakkı nereden elde ediyor?

Ve bunları yazınca gerçekten susasım geldi.

Susmanın vakti geldi…

İyi geceler…

Bir Dünya Binbir Dünya

2

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 17-01-2011

Karanlıkmış. Çok karanlıkmış içerisi.

Göz gözü görmezmiş. Halbuki göz görmezse başka gözü, “Yaşıyorum.” denilmezmiş.

Bir özgürlük masalı da böyle başlamış…

Tüm serbest çağrımların dışında!

Uçmakla alakası yok mesela benim özgürlüğümün. Kuşla falan da ilgili değil. Yükseğe çıkınca özgür olmuyor insan.

Koskocaman denizler, okyanuslar bir ölçü müdür? Bir ucu Amerika’ya dayanmıyor mu? Hani sınırsızdı! Tüm deniz canlıları, o koskocaman okyanusların en dibine ve en ucuna gidip dönmeyi başarabilseler kendilerini özgür mü sayarlardı?

Rüzgar bir özgürlük ölçütü müdür? Saçların uçuşunca rüzgardan hani… Veya en kuvvetlilerinden bir tanesi gelip de vurunca yüzüne yüzüne, yüzün gözün ferahlayınca özgürlüğü hisseder misin ruhunda?

Hadi bunları geçtim. Koskocaman bir ormanda aslansın diyelim. Oralar senden soruluyor yani. Bir koş bakalım etrafta. Ormandaki korkuyu hisset. Ve yalnızlığı… Özgür müsün sen şimdi?

Üşenme, koy kendini bütün rollere.

Fark et sonra; denizler, okyanuslar, kuvvetli rüzgarlar, etraftaki yalnızlık ve korku. Hepsi içinde! Sen de bir dünya olmuşsun.

Dünya içindeki binbir dünyadan, yalnızca bir tanesi.

Üstelik kendi karanlığında boğulmuşsun, kendini kendine tutsak etmişsin. Bir bedende sınırlı, sığ bir dünya olarak kalmışsın.

Sonra kendine yeni özgürlük tanımları uydurmuşsun. Uydurmakla kalmayıp, buna inanmışsın.

Yeni özgürlük tanımları! İçinde SENin değil, yalnızca bedeninin bulunduğu…

Karanlıkmış. Çok karanlıkmış içerisi.

Göz gözü görmezmiş. Halbuki göz görmezse başka gözü, “Yaşıyorum.” denilmezmiş.

Yaşamanın vakti gelmedi mi? Özgürlüğü ruhunda hissetmeyeli ne kadar oldu?

E canlan, canlan. Başlangıç olarak bir doz Nil, Kamikaze. ;)

Konimetre ve Doğum Günüm

0

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 07-01-2011

Konimetre ne demek bilir misiniz? Duymuşluğunuz var mı?

Ben de yeni öğrendim. Benimsedim kendisini üstelik. Vikipedi, konimetreyi şöyle açıklamış:

(Konimetre, havadaki toz taneciklerinin sayısını saptamaya yarayan aygıt.)

Çok sevdim ben bu konimetreyi, bende de var çünkü bundan. Biliyorum, hissediyorum. Kalbimin köşesinde falan olabilir. Belki de beynimdedir. Her neyse, yeri çok önemli değil. Önemli olan benim bünyemi bozabilecek ya da beni hapşırtabilecek, bana alerji yapabilecek şeyleri saptayabilmesi.

Ve inanmazsın, doğru çalışıyor valla.

Ama ben konimetreme güveniyor muyum? Hayır tabi ki. İlla bir hapşırmam lazım.

Zaman geçiyor, aksıra tıksıra… Hayaller kurarak ve sonra bozularak. Dilekler dileyerek ve gerçekleşmesini bekleyerek, çabalayarak…

Zamanın geçtiğini bugün daha iyi anladım.

Dört tane mum üfledim az önce. Hayattaki üç en sevdiğim insan ve bir tane de kendim için. Konimetreye takılanlar da var.

Bunun haricinde gerçekten çok mutlu oldum. Mail kutum doldu, taştı. Facebook duvarım da öyle. ;)

Sosyal medyadan da güzel doğum günü kutlamaları aldım. Bir sürü güzel telefon ve mesaj aldım.

Pastam yıkıldı. Umutlarımın yıkılmaması dileğiyle… Doğum günüm kutlu olsun bakalım.

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com