İyi Ki Doğdun Dünya

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim | Posted on 31-12-2009

Etiketler:, , ,

Bak bir yaş daha alıyorsun. Abi oldun artık sen. Şu oyunları falan bırak artık.
Dalga geçilmiş gibi oluyoruz valla. Sana komik gelebilir, bize de zaman geçtikçe
komik geliyor ama, yaşarken bilsen ne kötü…

Hayır, nedir bu tavrın yani ? Eğleniyor musun bakayım ? Eğlenme, kendi çapında
eğlen diyeceğim geliyor, e orda da biz varız. :D Bir dünya çapı kadar insan, eheh.

Ne kadar çok sevildiğini biliyor musun ? Hava-i fişekler niye atılacak sanıyorsun yarın ?
Çam ağacımızı niye süsledik biz? Niye hediye alıyor insanlar birbirlerine? Düşündün mü?
Şşşt, benden duymuş olma, senin doğumgününü kutlayacağıızz… Lay lay lomm…
Hop tiri nay naay …

Öhöm, nerde kalmıştık?! Sevgili Dünya, sen döndükçe insanlar bunlar anlam çıkarmaya başladı
ha benden söylemesi. Kim yalan söylese, sözünden son anda caysa, “işte gene döndü” diyorlar.
Anlatamıyorsun ki, onun dönmesi 24 saat eder, seninki bir hiç uğruna diyemiyorsun ki ?

Başka şikayetleri de dile getireyim. Örneğin batan güneşleri nerede saklıyorsun ?
Biz o güneşleri geri istiyoruz. Bazı özel günlerde bir parça güneş atmak istiyoruz
Kordon’a. Peki bulutları nasıl çağırıyorsun ? Bazen yağmurda yürümek istiyoruz falan filan.

Söyleyeceğim iyi şeyler de var. Evin çok güzel mesela. Ama biz dağıtıyoruz. Toplamaya da
üşeniyoruz. Ne kadar kızsan haklısın valla. Tatlı ayıcıkların buzları eriyor, iki ayrı
buz parçasında anne ve çocukları yaşıyor. :( Ben üstüme düşeni yapsam da, herkese
dinlettiremiyorsun ki sözünü.

Şimdi bi de abi oldun dedim ya, sorumlulukları ve dolayısıyla senden beklenen şeyler artıyor
haliyle.
1.) Daha adil bir hayat dağıt herkese. Kim ne için çok çabaladıysa, o işi iyi olsun!
2.) Güzel sürprizler yap hepimize. Örneğin geçen gün ağacının bir dalına minik cadı koymuşlar
gözüme çarptı pek sevindim doğrusu. Birisinin tokasından kopmuş olmalı. 1 cm.lik cadı. :) )
3.) Güneşin seni üzmesine izin verme. Senin de bir hayatın var yahu, yaşa istediğin gibi. Ama o
yavaş yavaş seni ele geçirmeye çalışıyor. :( (İzmir’e kar yağsın bi de. :) )
4.) Kim ağlarsa,üzülürse onu çok sevindir.
5.) Kimsenin içinde pişmanlık bırakma. Keşke’li cümleleri siliver gitsin.
6.) Paraları dağıt işte bi de. Ekmek alamayan, su içemeyenler var. Onlara ver biraz da.
7.) Nergislerinin kokusunu hiç bozma.
8.) Denizlerindeki taşların rengini, çeşitliliğini hiç bozma.
9.) Kötü insanları, kötü insanlarla, iyi insanları iyi insanlarla karşılaştırma felsefesine
de biraz karşıyım . Yoksa çok iyi ve çok kötü 2 ırk elde ederiz. Daha fena. Uyum olsun
sadece. Safların gözü açılsın, kurnazlar aynı dükkana dönsün. :) ))
10.)Güzel rüyalar gördür.
11.)Tatlı hayaller kurdur.
12.)Zayıflamak isteyenler zayıflasınlar. :) )(*)
13.)Şarkı söylemek isteyenler şarkı söylesinler.
14.)Her şeye rağmen, bu düzenine hayran olunsun.
15.)Herkes birbirine sarılsın, komik şapkalar taksın, 10′dan geriye gözler kapalı saysın.

Şimdilik bu kadar yazıyoruum. Sen de yarın gece 12′de mumları üflemeden önce bir dilek tut. ;)
Bakarsın gerçekleşir…
Hadi öptüm seni. Nice Mutlu Yıllara…

Aa bi deee, bu yazımı da bu yılki hediyem olarak kabul et lütfen ;)

(*) ben dahil! :)

Aklıma Gelmeyen Bir Şey Yazısı

1

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar, Kızdıklarım, Yazmak | Posted on 27-12-2009

Etiketler:,

Hiç aklıma gelmeyen bir şey hakkında yazmak istiyorum. Yazamıyorum haliyle. Aklıma gelmeyebileceğini düşündüğüm her şeyi düşünürken aklıma gelmeleri beni sinir ediyor.

Bu bilgiye hiçbir zaman ulaşamayacak olmam da çok üzücü. Hayır, ulaşsam ne olacak, o da bir hiç. :) Ama insan takar ya bazen, taktım ben de.

Hiç aklıma gelmeyen herhangi bir şey muhtemelen kötü bir şeydir. Öyle konulara pek kafam basmaz da. :D Eğer bu şey, gerçekten kötü bir şeyse, yani tahminim tuttuysa çok sevinirim. Bunu haricindeki herhangi bir şeyin aklıma gelmesi ihtimali süperdir çünkü. Kötü herhangi bir şey dışındaki çoğu şeyi düşünebiliyorum demektir. Bu da sanırım beynimin kalbime hediyesidir. ;)

Hiç aklıma gelmeyen herhangi bir şey, ilginç bir şeyse eğer. Üzülürüm gerçekten. Oysa o ilginç şeyden ne de güzel bir yazı çıkardı. Ne de ilgili toplardı… Üstelik değişik, özgün bir şey buldum diye böbürlenen bir beynim olurdu birkaç saat. Sonra her şey gibi onu da unuturdum. :)

Komik bir şeyse, hiç aklıma gelmeyen bir şey, gülemediğim için üzülürüm, güldüremediğim için üzülürüm ama, çok şey de kaybetmem hani.

En garip şeyi düşünsem bile, önce aklımdan geçtiği için, düşünülenler listesine ekleniyor mecburen.

Örneğin düşünülebilenler listemde şu var: Bir devenin üstünde ben, deniz kenarında yürüyoruz, ben dondurma yiyorum, sütlü sütlü, sonra güneşe dokunuyorum, güneşe dokunmamama rağmen dondurmam erimiyor, denizdeki balıklar devemle konuşuyorlar…

Bunu düşünebildiğime inanamıyorum!

Ama neyi düşünemediğimi hala bilmiyorum. Ne olabilir ki ? Tabii ki sadece bir şey değil. Bir dünya bazı şeyler… Kimi iyi, kimi kötü, kimi sevimli, kimi kurnaz…

Geçen gün küçükken, -küçükken dediğim lise, ortaokul- yazılarımı topladığım defterime baktım da, bir yerde şöyle bir şey yazmışım: “ Galiba yaşayabileceğim her türlü duyguyu tattım. Üzüldüm de, sevindim de, güldüm de, ağladım da!”, şimdi bunu okuduğumda ne kadar gülüyorum. Hayatı sadece gülmek, ağlamak, sevinmek ve üzülmekten ibaret görürmüşüm.

Oysa şu an tüm duyguları kişiselleştirmekle birlikte, her olayın duygusunu da kişiselleştiriyorum. Çok karmaşık oldu değil mi? Şöyle açıklayayım:

Benim üzülmem başka, arkadaşımın üzülmesi başka, herhangi birisinin üzülmesi ikimizin üzülmesinden başka ; üstelik birimiz “gözlüğü kaybolduğu için üzülme duygusu”nu yaşarken, birimiz “sevgilisinden ayrıldığı için üzülme duygusu”nu yaşıyor. Üstelik “sevgilisinden ayrıldığı için üzülme duygusu”nu da, Ayşe başka hissediyor, Ali başka hissediyor.

Bunları göz önüne alındığında o kadar çok kombinasyon çıkıyor ki… Düşünebildiğim uyduruk 3-5 kombinasyonu da bir şey zannedip yazıyorum. Bir dünya aklıma gelmememiş bir şeyler varken, onlar hakkında yazamadığım için çok üzülüyorum.

Hem de çok !

Kıbrıs’tan Bazı Şeyler

1

Posted by Gülügül | Posted in Gezelim&Görelim | Posted on 26-12-2009

Etiketler:, , , ,

Birazcık kafa dinleme, efendime söyleyeyim birazcık değişiklik, biraz da ada havası almak amacıyla Kıbrıs’a gittim. Yaşadıklarımla kendime bir liste oluşturdum, sizinle de paylaşayım dedim.

_Alışması Zor Olan Şeyler_

1.) Trafik. Çember dedikleri meydanlardan bir dönüşleri var ki akıllara zarar ! Her seferinde kalbim hop hop hopladı. “Hiğğ” diye içimi de çektim. Üstelik yayayken sol tarafa bakarak, arabanın gelmediğine emin olduğum için yola çıkıp, aslında sağ tarafımdan bir arabanın ani fren yaptığını fark etmem de cabası… Alışmayana yaya olmak bile zor.

2.) Taksilerin son model Mercedes olması. İnanılır gibi değil. Hatta havaalanında bir taksici ünlü olmuş, çünkü bizim devlet adamlarından birinin arabasıyla, aynı modelde arabası varmış, tek fark sağdan direksiyon. Ama kimin arabası olduğunu söylemeyeceğim, siz bulun :P

_Tatlı Şeyler_

1.) Şiveleri. Gerçekten çok tatlı. Bayıldım. Kıbrıslı birine aşık olasım geldi. :) Vurgular falan, ne bileyim çok tatlı.

2.) Kabak Reçeli. Mükemmel bir tadı var. Katır kutur böyle. Halbuki reçel dediğin yumuşak olur değil mi? İstisna işte. Özelliği kirece yatırılması, birkaç gün kireçli suda yaşaması. Nerden öğrendin demeyin, annem bizzat aşçısından tarif aldı. :D Kıbrısa özgü kabak reçelini tadın bir!

_Garip Şeyler_

1.) İngiliz Kraliyet Ailesinin bir bireyiymiş gibi davranan kurumlu yaşlı teyze, ve onun iyimser kızı. Kuzey Kıbrıs tarafında mesela Lefkoşa’da yaşamaları ve yaklaşık 45 dakika uzaklıktaki Girne’deki bizim kaldığımız otele tatil yapmaya gelmelerinin yanı sıra    kendi konu komşularıyla, haliyle resmi
dili Türkçe olan tarafta Türkçe konuştukları halde saklanmaları ve turistmiş gibi oyun oynamaları. Ama laf arasında bazen Türkçe cümleler kaçırmaları…

2.) Böyle ailelerin azımsanmayacak büyüklükte olması.

_İlk Deneyimim Olan Şeyler_

1.) Kumarhaneye girmek. :) Gerçekten filmlerdeki gibi bir ortammış. Sigara dumanları, poker masaları,bir dolu makine oyunu. İlginçti.

2.) Kumarda para kaybetmek.

3.) Kumarda para kazanmak. Son gece oraya bıraktığı hasılatı toplayıp paçayı kurtarmak. :)

4.) İlk gün insanların nasıl hırs yaptığını izlerken, zaman ilerledikçe o hırsa kapılarak kendini güldürmek.

5.) 4 deniz yıldızı yan yana gelince sevinmek, 5 yıldız yan yana gelirse tadından yenmemek. (bkz 50 free games *5 ) :D

Not: Liman Casino’ya hiç gitmedim. :) Önünden geçerken bi foto :) Dome Casino iyidir, iyi ;)

_Güzel Şeyler_

1.) Birçok kültürün bir arada yetişmesi sonucu ortaya çıkan enfes bir doku.

2.) Zenci gibi siyah zayıf bir garsonun, “Sen kilise çanını pislettin Hristiyan olamaaan, şaraplı buydayı (!) yedin Müslüman olamaannn,” diyerek bir güvercin fıkrasını anlatması. Güvercinin Kıbrıslı çıkması.

3.) Bir akşam Rocks Casino’ya gitmemiz, ama 25 yaşın altında olduğum için içeri alınmamam. Böylelikle hala giremediğim yerler olduğunun farkına varmam, ve havalara uçmam. :)

4.) Dome Casino. :)

_İlginç Şeyler_

1.) Otelde bir deniz havuzunun bulunması. Baya bir bölüm denizi alıp havuz yapmışlar. :)

2.) Akşam 6 ya da en fazla 7′de dükkanların kapanması, halkın casinolara hücüm etmesi. Gitmeyenler evde dizi izliyorlar galiba. :)

_Hayata Dair Bir Şey_

Bunu uçakta fark ettim. Sağlam sandığımız evlerimizin, hatta koskocaman dağların bile yukardan bakıldığında minicik kalması, bir üflemekle yıkılabilecek gibi gelmesi… Tüm dünyanın yok olmasının o kadar da zor bir şey olmadığı gerçeği… Yukarı bakarken boynumu uzatan bulutların, artık denize entegre görünümleri… En yoğun sandığım bulutun bile , aslında tozdan ibaret olduğu. Çok ağaç dikilmesi gerektiği… Gugıl örtü daha çok kullanma isteği. Haritanın doğru olduğunu görünce mutlu olmak. :) Baya baya kıyıları takip etmek, Akdeniz’i Torosları görmek, üstüne
üstlük dağların denizlerin bir haftalık uçuş programı içinde anlatılması farkındalığı. Sonra abarttığını fark ederek
Gugıl örtü yeniden sevme…

Not:Şu son paragrafta aslında sadece yer şekillerinden bahsetmiyorum. Güven, sorumluluk, anı yaşama ve geleceğe de değer verme, eğitim gibi bir çok sosyal konuya değindim. :)

Anahtar kelimeler: Koskocaman- minicik dağlar ,bulut yoğunlukları, ağaçlar…

_Yanlış Bilinen Genellemeler_

1.) “Bu dahil bütün genellemeler yanlıştır.” diyen sevgili Nietzche’yi anmak.

2.) “Aşkta kaybeden kumarda kazanır, kumarda kaybeden aşkta kazanır.” gibi garip genellemelere sığınarak bir yolculuk yapmak, maalesef kumarda da kaybetmek, Ehehe :)

_Son Olarak_

Yazacağım daha çook şey olmasına rağmen, konuyu burada bitirmek gerektiği. Belki ileride daha başka yönleriyle bu sevimli adayı anmak ve bu uzun yazıyı okuduğunuz için teşekkkür etmek…

Boot From Cd or Dvd

3

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar | Posted on 20-12-2009

Hayret bir şey ya! Şu an yazı yazma kabiliyetim elimden alındı sanki. Yok yani , çıldırabilirim.Şu an saçmalayacağım ben. Okumak istemezsen kızmam ya.Valla.. Saçma bir şey sonuçta!

Sanki bir boşluk olduğunda düşünmeye başlayan, sürekli kuran beyin benimki değil. Bir yokluğa bakıyorum. Nedir yani ? Amacı nedir ruhumun ? Ben anlattıkça rahatlıyorum kardeşim aa … İçinde hava olmayan boşluklara karşıyız. :) En azından ben ;)

Bir yandan da şunu dinliyorum da, sebebi o mu acaba diye düşündüm? Ki sanmıyorum.

Bahaneler üreten bir canavar haline mi dönüşüyorum yoksa?! Hayıır, olamaz…

Balığım da yok yanımda :( Uzaklaşıyorum diye bir müddet buralardan , verdim onu güvendiğim birisine. Akıllı balığım benim, üzülme. Geleceğim, alacağım seni yine.

Küçük ayımı hiç sorma, unutmayayım diye valizime koydum, havasızlıktan bunalmasın, kendini kaybetmesin diye dua ediyorum.

Gözüm saatte niyeyse. Ne bekliyorsam. Soru işareti- ünlem.

Saçmalamanın tadı hiç bu kadar lezzetli olmamıştı. Hayatta daha lezzetli şeyler tatmış mıydım? Evet!

Höm, o zaman yine kurabiye yapayım bir gün ben. Değişiklik olsun.

Aaa, bu arada kremlerimi unutmayayım, parfümümü de.

Biraz modernlik hakkında düşüneyim. Aklıma gelmişken, acaba her uçak kalkışında kalbimden havalanan şey gene kendini gösterecek mi? Çok merak ediyorum. Wuu, Fiyuu..

Sitemin tasarımını değiştirsem mi? Ek özellikler koysam mı? Böyle iyi mi? Her şey yolunda mı? Fikri olan var mı ? Bu konuyla dönüşte ilgileneyim bari.

Aa, yetişecek projelerim, ödevlerim var. Tüh! Olmadı şimdi. Onlara da gelince bakayım.

Ama çok bozuldum, House’un elimdeki son bölümünü sakladım sakladım da; izlemeye karar verdim ama fırsatım olmuyor iyi mi? Çok kötü, fena.Bugün birisi “Çok kötü, fena “ dedi.Bu kişi ben değildim.

Doktora da gidecektim, gelince giderim artık.

Birkaç yakın arkadaşım sevgililerinden ayrılmışlar. Üzüldüm.

En iyisi ben uzaklaşayım birazcık ya. Saçmalamak çok kötü,fena! O zaman yatayım ben. Uçak kaçmasın yarın sabah. Mhmhm, esnedim de, iyi geceler o zaman. Hadi bay bay!

Boot from cd or dvd…

Please choose something…

Set up will completed. As soon as possible.

Alüminyum Folyolara Ölüm

5

Posted by Gülügül | Posted in Hayat-İnsanlar, Küçüklüğüm | Posted on 17-12-2009

Etiketler:, , , , ,

Mutlaka sizin evde de vardır ondan. Hani kristaldir, şekerliği, kolonyalığı ve kül tablası takımdır. Küçükken o kolonyalığa hayrandım. Kolonyanın kapağı, kristal olmakla bilikte parlaktı da. İnanılmaz, büyüleyici ve beni benden alan bir nesneydi. Her gün elime alır, oynardım. Çoğu zaman parlaklığı sebebiyle mikrofon olurdu. (Resmini bulamadığım için üzgünüm ama hayalinizde canlandırdığınıza inanmak istiyorum :) )

Her neyse, günlerden bir gün, ben yine bu kolonyalıkla oynarken, ve kapağındaki muhteşem parlaklığın gizini ortaya çıkarmaya çalışırken, kapak elimde kaldı. Şok oldum. Kolonyalık hala kapalı olmasına rağmen, elimde kristal içi boş bir başlık tutuyordum. Kolonyalığın foyası o zaman meydana çıktı!

“Foyası meydana çıkmak” diye bir deyim var ya. Kim uydurduysa onu tebrik ediyorum. Bu kadar güzel tarif edilebilir!

Foya dediğin şey nedir biliyor musun? Beni hayalkırıklığına uğratan, plastik kapağın üstüne sarılmış alüminyum folyodur!

690158674Aluminyum_Folyo_(30_cm_x_800_gr)

Annenin elmas yüzüğüne baktın mı hiç? Veya kuyumcudaki pırlanta yüzüklere… Niye o kadar parlak ki onlar diye düşündün mü? Onlar da öyleler. Dünyadaki her şey gibi, onlar da göründükleri gibi değiller.Aslında parlak değiler. Parlasın diye, ince metal bir yaprak koyuyorlar altına. Foyası çıktı mı, sahte zannediyorsun.Eskisi gibi parlamıyor. Halbuki parlak halinin sahte olduğunu gözden kaçırıyorsun. Ah ah …:P

Oysa insanlar yalancı, sahtekar ve düzenbazlar. Normalde sahteler hepsi zaten. Yalanlar söyleyerek parladıklarını zannediyorlar. Elmastaki, pırlantadaki *püf* burada işe yaramıyor maalesef.

İşte bu yüzden ,herkesin kafasında ince metalden bir yaprak koyulmuş. Kuyumcuya sorsan bunu adı foyadır, bana sorsan ‘yalan’dan başka bir şey olamaz.

Bu bizi gerçek benliğimizden, gerçek düşüncelerimizden, gerçek hislerimizden koruyor. Böylelikle güzel ilişkiler kuruyor, güzel muhabbetler ediyor, kendimizi de gayet güzel kandırıyoruz. :) Kırılıyoruz,karşı taraf foyalarına sığınıyor.

Üzülüyoruz, foyalarını kullanıyorlar…

Sitem ediyoruz, foyalar geliyor gene.

Bahanelerin hepsi foya zaten.

Foyalardan bıktım ben!

Foyalı insanların umursamazlığından da!

Bu insanların kendini kandırıp, komik duruma düşmesinden de… Ama her defasında da kendini daha parlak hissetmesinden de. Ne bileyim, öyle işte. Bir garip haller.

Bunu yazdım da ne değişti? Hiç. Herkes gene saklanacak bir yerlere, sonra ben onların foyasını meydana çıkaracağım. ;) Hemen inanıveriyorum insanlara,burası doğru, ama artık ders almayı da öğrendim.

Foyalara elveda diyorum. ;)

Kendime Mektup

6

Posted by Gülügül | Posted in Hayallerim-İsteklerim, Hayat-İnsanlar | Posted on 14-12-2009

Etiketler:, , , ,

Gel birlikte kahvaltı yapalım.

Biraz biz bize konuşalım, düşünelim. Çay da demlerim, içine bergamut bile koyarım. Seviyorsun sen, biliyorum.

Sana yeterince vakit ayıramadığımın farkındayım kendim! Konuşmaya çalışıyorsun, hiçbir seferinde de dinlemiyorum seni. Farkındayım, özür dilerim .:( Bundan sonra daha dikkatli olacağıma söz versem bile, huylu huyundan vazgeçmez bilirim. Sözünün eri birisi olduğumu da sen biliyorsun. İkimiz böyle bazı noktalarda tartışabiliyoruz işte.

Barışmak için kahvaltı edeceğiz, güzel olacak. Bu barış kısa sürecek ama. İkimizin de beyni boşalana kadar bekleyeceğiz, sona boşluktan sıkılıp yine birbirimize saracağız biliyorum. Çoğu zaman birlikte karar vermemiz gerekecek, yine yüz yüze bakacağız.Bunun için tartışmayı çok da abartmamak lazım farkındayım.

Yeter ki gel, kahvaltı edelim. Konuşalım biraz işte. Sıcak simit alırım. Gerçekten. Kokusuyla uyanırsın karışmam.

Açık olayım, mır mır mır mırlıyorsun ya içimde, hiç hoş değil bu. Kitap okumaya çalışıyorum mesela, hemen ordan konuya dalıveriyorsun. Adamın bastonunu siyah hayal etsem, kahverengiye çeviriveriyorsun. Hangi duraktan otobüse bineceğime bile karışıyorsun. Biraz yürüyüp yürümeyeceğime bile karar veren sensin. Pardon da ben neci oluyorum ?

Ben seni dinlemedikçe baskın çıktın yahu. Her hareketime bu kadar müdahale edilmez. Karar verilecekse, birlikte vereceğiz. Ama bu savaş haline geldi. Acaba bu sefer kim yenecek diye düşünüp duruyordur zavallı beynimiz. Yazık değil mi, bunları düşünmeye mecbur mu ? Kendi işi gücü başını aşmışken…

kahvalti

Oysa gelsen bir gün… Kahvaltı etsek işte mesela. Taze kaşar da koyarım sofraya, beyaz peynir de. Domates de doğrarım hormonsuzsa. Kabuklarını da soyacağım söz! Biliyorum kabuklu domates sevmiyorsun…

Fısır fısır sinir ettin içimde beni. Çık ortaya bir gün. Her neredeysen gel, çık karşıma. Çal kapımı, açmam diye korkma. Açarım ben. Hiçbir kapım kapalı değil ki… Bağırmam da, kızmam da. Dinlememi istiyorsan seni, bağır biraz. Sen dediğini yaptırdıkça bana, sana daha çok sinir oluyorum.

Hem ne o öyle sustun şimdi? Ağır mı geldi dediklerim?! Paşa keyfiniz bilir efendim.

Son kez söylüyorum, kahvaltıya bekliyorum bak! Bal da olacak sofrada ;)

Yeter ki gel, konuşalım işte. Fısırdama, mırıldama.. Herkes kendi kurallarını koysun ortaya. İşte bu kadar !

Geleceksin biliyorum. Adresi bildiğini umuyorum. Bilmiyorsan kalbime sor ;)

Hadi görüşürüz…

NOT: Bunu da dinle bak. :) Sana armağan ediyorum.

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com